Bay Hawk nazik bir beyefendidir.
- Mr. Hawk is a kind gentleman.
Onun nazik bir kalbi vardı.
- She has a gentle heart.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.
- Mary is very gentle with her baby sister.
Tom çok kibar bir insandır.
- Tom is a very gentle person.
Tom sevgi dolu ve şefkatli bir beyefendi.
- Tom is a loving and caring gentleman.
Tom, Mary'yi yavaşça itti.
- Tom gave Mary a gentle push.
O, kapıyı hafifçe itti.
- She gave the door a gentle push.
Yumuşak bir rüzgar esiyor.
- A gentle wind is blowing.
Onun sesi yumuşak ve kibardı.
- His voice was soft and gentle.
Yaşlandıkça, daha hoşgörülü oldu.
- As he grew older, he became gentler.
Tom Mary'yi nazikçe öptü.
- Tom kissed Mary gently.
Tom Mary'yi uyandırmak için nazikçe sarstı.
- Tom gently shook Mary awake.
Tom Mary'nin kolunu kibarca sıktı.
- Tom squeezed Mary's arm gently.
Eğlence parkında kendi kendine ağlayan bir erkek çocuk buldu, ve onunla kibarca konuştu. Hey, evlat, Sorun nedir? Kayboldun mu? Seni kayıp çocuklar bölümüne götürmemi ister misin?
- In the amusement park Mary found a boy on his own weeping, and spoke to him gently. Hey, sonny, what is it? Are you lost? Would you like me to take you to the Lost Children Department?
O, çocuğu yumuşak bir biçimde yere yatırdı.
- She laid the child down gently.
Tom kapıyı yavaşça kapattı.
- Tom gently closed the door.
Tom kapıyı yavaşça ama sıkı bir biçimde kapattı.
- Tom shut the door gently but firmly.
Rüzgar ağaçlara usulca dokundu.
- The wind gently kissed the trees.
Rüzgar ağaçlara usulca dokundu.
- The wind gently kissed the trees.