geçindirme

listen to the pronunciation of geçindirme
التركية - الإنجليزية
sustentation
feeding
keeping
maintenance
geçin
get by

I can't get by on such a small income. - Böylesine küçük bir gelirle geçinemem.

Can't you get by on your salary? - Maaşınla geçinemiyor musun?

geçindirmek
{f} support

Henry is old enough to support himself. - Henry kendini geçindirmek için yeterince yaşlıdır.

Tom doesn't earn enough money to support a woman like Mary. - Tom Mary gibi bir kadını geçindirmek için yeterli para kazanmıyor.

geçindirmek
feed
geçindirmek
to support, to maintain
geçindirmek
maintain
geçindirmek
sustain
geçindirmek
provide for
geçindirmek
keep

It takes a lot of money to keep up such a big house. - Böylesine büyük bir evi geçindirmek için çok para gerekir.

geçin
live by
geçin
subsist on
geçin
got by
geçindirmek
{f} find
aileyi geçindirme
non support
geçindirmek
keep up

It takes a lot of money to keep up such a big house. - Böylesine büyük bir evi geçindirmek için çok para gerekir.

geçindirmek
set up
geçindirmek
to support, sustain, maintain, provide for
geçindirmek
{f} subsist
التركية - التركية
Geçindirmek işi
geçindirmek
Geçinmesini sağlamak
geçindirme
المفضلات