galiba

listen to the pronunciation of galiba
التركية - الإنجليزية
probably

I should probably lose a few pounds. - Galiba birkaç kilo vermeliyim.

I should probably lose a little weight. - Galiba biraz kilo vermeliyim.

presumably
daresay
apparent
probably, likely; I think (so), I daresay; presumably, apparently, seemingly
apparently
it seems as if
probable
i think so
i think

I think they have been married for five years. - Galiba beş senedir evliler.

I think I will wear this red sweater. - Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.

likely

We're likely to continue reading this book up to the end of the year. - Galiba bu kitabı okumaya sene sonuna kadar devam edeceğiz.

presumedly
1. It looks like .../It seems .../It would seem that ...: Galiba kar yağacak. It looks like it's going to rain
methinks
I daresay
presume
guess

I guess I'd better be going. - Galiba gitsem iyi olur.

I guess everybody thinks that I'm in love with Mary. - Galiba herkes Mary'ye aşık olduğumu düşünüyor.

seem

We seem to be confused. - Galiba karıştırıyoruz.

He seemed to read at random. - Galiba gelişi güzel okumuş.

saat başı galiba! Why is everybody so quiet?
(said jocularly when there is a general lull in the conversation)
التركية - التركية
Görünüşe göre, sanılır ki, anlaşılan: "Benim adımı işitince şöyle bir durdu, galiba beni tanımış olacak."- M. Ş. Esendal
Görünüşe göre, sanılır ki, anlaşılan
yalım
GALİBA
(Osmanlı Dönemi) Tahminen. Çok zaman. Her halde. Galiben, ekseriyetle
galiba
المفضلات