gösteri

listen to the pronunciation of gösteri
التركية - الإنجليزية
show

The show will be on the air at 7 p.m. - Gösteri akşam saat yedide yayında olacak.

Will you show me the way to the bank? - Bana bankaya giden yolu gösterir misiniz?

entertainment
house

The house shows signs of neglect. - Ev bakımsızlık belirtileri gösteriyor.

Tom wants to build an ostentatious and smart house. - Tom gösterişli ve güzel bir ev yapmak istiyor.

performance

The performance was almost over. - Gösteri neredeyse bitmişti.

Tom didn't clap after Mary's performance. - Tom Mary'nin gösterisinden sonra alkışlamadı.

demonstration, display, demo; sin, show, performance; demonstration, protest
showing

He was the kind of kid who was always showing off to his classmates. - Her zaman sınıf arkadaşlarına gösteriş yapan türde bir çocuktu.

The teenager is showing off his new car. - Delikanlı yeni arabasını gösteriyor.

exhibition

The exhibition caused a minor scandal. - Gösteri küçük çaplı bir rezalet çıkardı.

demonstration (of public feeling)
demo

Did the union participate in the demonstration? - Sendika gösteriye katıldı mı?

Today is the 4th of June — a day when Chinese government killed hundreds of people on a peaceful demonstration on the Tiananmen square. - Bugün 4 Haziran. Çin hükümetinin Tiananmen alanında barışsever bir gösteride yüzlerce insanı öldürdüğü bir gün.

parade

I enjoyed watching the circus parade. - Sirk gösterisini izlemekten zevk aldım.

We enjoyed watching a circus parade. - Sirk gösterilerini izlerken eğlendik.

show, display (of skill)
performing
program

Because of some technical problem, a movie was shown in place of the announced program. - Bir teknik sorun nedeniyle, ilan edilen programın yerine bir film gösterildi.

shew
play

Sami's band was playing a show in Cairo. - Sami'nin grubu Kahire'de bir gösteri yapıyordu.

showing (of a movie); performance (of a play)
programme [Brit.]
{i} manifestation
demonstrate

African Americans demonstrated for civil rights. - Afrikalı Amerikalılar sivil haklar için gösteri yaptılar.

In the 1960's, Japanese college students demonstrated against their government. - 1960'larda, Japon üniversite öğrencileri kendi hükümetlerine karşı gösteri düzenlediler.

rain check
bout
pomp
(Tiyatro) theater performance
protest

The police threw many tear-gas grenades at the protesters. - Polis, göstericilere birçok göz yaşartıcı bomba attı.

Violent clashes broke out between the protesters and the police. - Göstericilerle polis arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi.

demonstration

Today is the 4th of June — a day when Chinese government killed hundreds of people on a peaceful demonstration on the Tiananmen square. - Bugün 4 Haziran. Çin hükümetinin Tiananmen alanında barışsever bir gösteride yüzlerce insanı öldürdüğü bir gün.

Did the union participate in the demonstration? - Sendika gösteriye katıldı mı?

display

He never made a display of his learning. - O asla öğrendikleri ile ilgili bir gösteri yapmadı.

Warning: unsupported characters are displayed using the '_' character. - Uyarı: desteklenmeyen karakterler '_' karakteri kullanarak gösterilir.

pageant
spectacle

A strange spectacle happened before my eyes. - Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.

Bull fighting is a very interesting spectacle. - Boğa güreşi çok ilginç bir gösteridir.

demonstration of
{i} programme
stunt
rendition
mumming
gösteri yapmak
demonstrate
gösteri düzenlemek
demonstrate
gösteri düzenlemek
protest
gösteri alanı
ring
gösteri alayı
pageant
gösteri müsabakası
exhibition contest
gösteri pilotu
stunter
gösteri saat kaçta başlıyor
What time does the show start
gösteri salonu
hippodrome
gösteri salonu
showroom
gösteri sanatı
showmanship
gösteri sporu
spectator sport
gösteri uçuşu
circus
gösteri uçuşu
fly past
gösteri uçuşu
stunt
gösteri uçuşu
flyby
gösteri uçuşu
stunt flying
gösteri yapmak
to demonstrate
gösteri yürüyüşü
demonstration march
gösteri yürüyüşü
protest march
striptizli ve taşlamalı gösteri
burlesque
tantanalı ama önemsiz gösteri
pageant
toplu gösteri
(Turizm) serial show
toplu gösteri
mass meeting
gösteriler
demonstrations

He probably meant that people only go to demonstrations to show themselves and not to protest. - Muhtemelen insanların gösterilere protesto etmek için değil, sadece kendilerini göstermek için gittiklerini demek istiyor.

He probably meant that people go to demonstrations just to show up instead of actually protesting. - O, muhtemelen insanların gerçekten protesto yapmak yerine sadece boy göstermek için gösterilere gittiklerini kastediyordu.

ayıya köpek saldırtılan gösteri yeri
bear garden
danslı gösteri
revue
korsan gösteri
pirate demonstration
olağanüstü gösteri
spectacular
parlak gösteri
pageantry
sahne ve gösteri sanatları
stage and performing arts
sualtı gösteri timi
(Askeri) underwater demolition team
tantanalı ama önemsiz gösteri
pageantry
tek kişilik gösteri
oneman show
ucuz gösteri tiyatrosu
penny gaff
ucuz gösteri tiyatrosu
gaff
yahudi gösteri sanatçıları
jewish entertainers
zenci gösteri sanatçıları
blackface entertainers
çok sanatçılı gösteri
consort
التركية - التركية
İlgi, dikkat çekmek için, bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun
Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş
Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi
Birinin veya bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat
(Osmanlı Dönemi) İRAE
demonstrasyon
nümayiş
tezahürat
(Osmanlı Dönemi) MÜRAYAT
gösteri adamı
Gösterici
gösteri yapmak
Topluluk önünde bir beceri veya oyunu sergilemek
gösteri yapmak
Düşüncelerini halka veya yetkililere duyurmak için bir araya gelerek eylemde bulunmak
gösteri yürüyüşü
Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılan gösteri
ilk gösteri
Sahneye konulan oyunun ilk temsili, prömiyer
الإنجليزية - التركية

تعريف gösteri في الإنجليزية التركية القاموس.

gösteri merkezi
show room
gösteri
المفضلات