görülme

listen to the pronunciation of görülme
التركية - الإنجليزية

تعريف görülme في التركية الإنجليزية القاموس.

görülme sıklığı
(Tıp, İlaç) Incident (of AIDS etc.)
gör
saw

I saw John at the library. - Kütüphanede John'u gördüm.

Yesterday I went to Denizli and I saw a rooster near the coop. - Dün ben Denizli'ye gittim ve kümesin yakınında bir horoz gördüm.

görülmek
be in sight
görülmek
be seen

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

görülmek
confer
görülmek
seen

I don't want to be seen with him. - Onunla görülmek istemiyorum.

Tom didn't want to be seen with Mary. - Tom, Mary'yle görülmek istemiyordu.

gör
{f} sighted
gör
{f} seeing

I remember seeing you all somewhere. - Hepinizi bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.

Seeing that she was not excited at the news, she must have known it. - O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.

gör
see

It seems to me that you are wrong. - Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

gör
{f} seen

I had never seen a panda until I went to China. - Çin'e gidene kadar hiç panda görmemiştim.

Germs can only be seen with the aid of a microscope. - Mikroplar sadece bir mikroskop yardımıyla görülebilir.

gör
{f} view

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
{f} sight

I was much frightened at the sight. - Ben görünce çok korktum.

Is there any end in sight to the deepening economic crisis? - Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

görülmek
{f} occur
görülmek
to be seen, occur, be evident, appear
görülmek
to be taken care of, be handled
yerin görülme derecesi
(Havacılık) ground visibility
التركية - التركية
Görülmek işi
görülmek
Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
görülmek
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak: "Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü."- P. Safa
görülmek
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak
görülmek
Gereken iş yapılmış olmak