Doların döviz kuru önemli ölçüde düştü.
- The dollar's exchange rate has dropped dramatically.
Durum önemli ölçüde değişti.
- The situation has changed dramatically.
Tom ve Mary'nin ilişkilerinin hikayesi dramatik olaylarla doludur.
- The story of Tom and Mary's relationships is full of dramatic events.
Tom dramatik bir etki için durakladı.
- Tom paused for dramatic effect.
Tıp bilimi çarpıcı bir ilerleme gösterdi.
- Medical science has made a dramatic advance.
Durum çarpıcı bir biçimde değişti.
- The situation has changed dramatically.
... China, President Bush didn't. I'm also going to dramatically expand trade in Latin ...
... Search is dramatically changing ...