dilemek

listen to the pronunciation of dilemek
التركية - الإنجليزية
wish

I wish to say a word of apology. - Özür dilemek istiyorum.

I'd like to wish my mom a happy birthday. - Anneme mutlu yıllar dilemek istiyorum.

ask

Tom told Mary that sometimes all you have to do is ask for forgiveness. - Tom Mary'ye bazen yapmak zorunda olduğumuz bütün şeyin af dilemek olduğunu söyledi.

beg
beseech
to wish, to desire; to ask (for), to beg, to request, to plead, to implore
request
entreat
bid
petition
(Politika, Siyaset) beg for
supplicate
ask for

Tom told Mary that sometimes all you have to do is ask for forgiveness. - Tom Mary'ye bazen yapmak zorunda olduğumuz bütün şeyin af dilemek olduğunu söyledi.

desire
solicit
to wish

I just stopped by to wish you luck. - Sadece sana şans dilemek için uğradım.

I came to wish you good luck. - Sana iyi şans dilemek için geldim.

to ask (for), request. dilediğini yapmak to do as one pleases
to wish (for)
plead
call down
will

You will have to apologize when you see him. - Onu gördüğünde özür dilemek zorundasın.

Why will I write a letter to apologize? - Neden özür dilemek için bir mektup yazacağım?

like

I'd like to apologise on behalf of my son. - Oğlum adına özür dilemek istiyorum.

I'd like to apologize for this morning. - Bu sabah için özür dilemek istiyorum.

implore
invoke
appeal
require
özür dilemek
apologize

I called Susan to apologize to her, but she hung up on me. - Ona özür dilemek için Susan'ı aradım fakat o, telefonu yüzüme kapadı.

Tom called Mary to apologize to her, but she hung up on him. - Tom, Mary'yi ona özür dilemek için aradı fakat o onun yüzüne kapadı.

af dilemek
apologize
dilemek (iyi bir şey)
wish
dilek dilemek
make a wish
özür dilemek
to apologize (to)
özür dilemek
be sorry
dile
{f} wish

It's an American tradition to make a wish on your birthday. - Doğum gününde dilek tutmak bir Amerikan geleneğidir.

I wish I were what I was when I wished I were what I am. - Keşke olduğum gibi olmayı dilediğim zaman olduğum gibi olsam.

af dilemek
pray

Layla prayed for forgiveness. - Leyla af dilemek için dua etti.

birinden özür dilemek
apologize to
dileme
wishing

I never see a library without wishing I had time to go there and stay till I had read everything in it. - Oraya gidecek ve içindeki her şeyi okuyacak zamanım olmasını dilemeden bir kütüphaneyi asla fark etmem.

I never see a library without wishing I had time to go there and stay till I had read everything in it. - Bir kütüphane görünce, gidip içindeki her şeyi okuyana kadar orada kalmayı dilemediğim olmamıştır.

özür dilemek
eat one's words
özür dilemek
plead
özür dilemek
beg off
dile
{f} wished

Tom wished he had a decent job. - Tom düzgün bir işi olmasını diledi.

She wished she had been born twenty years earlier. - O, yirmi yıl önce doğmuş olmayı diledi.

dile
{f} wishing

I never see a library without wishing I had time to go there and stay till I had read everything in it. - Bir kütüphane görünce, gidip içindeki her şeyi okuyana kadar orada kalmayı dilemediğim olmamıştır.

She sat next to him wishing she were somewhere else. - O, başka bir yerde olmayı dileyerek onun yanına oturdu

dile
invoke
...den özür dilemek
apologize from
baş sağlığı dilemek
language begins to health
başarılar dilemek
wish somebody success
başsağlığı dilemek
Offer one's condolences
dile
beg

I am no better than a beggar. - Bir dilenciden daha iyi değilim.

I must beg your pardon. - Ben sizden özür dilemeliyim.

dile
verbalized
dile
articulates
dileme
language verification
istemek, dilemek
want, desire
rahmet dilemek
Wish mercy upon someone
acil şifalar dilemek
to wish sb a quick recovery
acil şifalar dilemek
to wish (someone) a speedy recovery (from an illness or injury)
af dilemek
beg pardon of
af dilemek
to apologize (to sb), to beg pardon
af dilemek
to apologize to, beg (someone's) pardon
afını dilemek/istemek
to ask (someone) to relieve or exempt (one) from (a job); to ask to be relieved or exempted from (a job): Veznedarlıktan affını istedi. He asked to be relieved of the treasurership. Müdür beyden affını diledi. She has asked the principal to exempt her
aman dilemek
to ask (one) for mercy
aman dilemek
to ask for mercy
başsağlığı dilemek
sympathize
başsağlığı dilemek
to give sb one's condolences, to condole (with sb)
başsağlığı dilemek
commiserate
ecir sabır dilemek
to offer one's condolences to
gecikme için özür dilemek
apologize for delay
hacet dilemek
to make a wish, pray for something
helallık dilemek
to ask (someone) to forgive one for past injuries
lütuf dilemek
ask a blessing
yol açıklığı dilemek
bid smb. godspeed
özür dilemek
ask pardon
özür dilemek
make amends
özür dilemek
to beg (someone's) pardon, apologize (to), make an apology (to)
özür dilemek
offer an excuse
özür dilemek
make an excuse
özür dilemek zorunda kalmak
eat dirt
şans dilemek
to wish sb well
التركية - التركية
Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek: "Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim."- M. Ş. Esendal
Biri için bir dilekte bulunmak
Kendi, düşünce, görüş ve isteğini yapmak
Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek
Biri için bir dilekte bulunmak: "Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler."- R. H. Karay
Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak
temenni etmek
DİLE
(Osmanlı Dönemi) Gönül sahibi
DİLE
(Osmanlı Dönemi) f. Dil, gönül, kalb yürek
dileme
Dilemek işi
الإنجليزية - التركية

تعريف dilemek في الإنجليزية التركية القاموس.

başsağlığı dilemek
condolence, commiseration, sympathy with another in sorrowan expression of sympathy with another's grief; "they sent their condolences"

"Please accept my most sincere condolences on the loss of Mr Okan".

dilemek
المفضلات