dalmış

listen to the pronunciation of dalmış
التركية - الإنجليزية
immersed
intent
submersed
lost in

What did you say? I'm sorry, I was lost in thought. - Ne dedin? Özür dilerim, düşünceye dalmışım.

The professor seemed to be lost in thought. - Profesör düşüncelere dalmış görünüyordu.

absorbed

She was absorbed in reading the magazine. - Dergiyi okumaya dalmıştı.

She was absorbed in reading comic books. - Çizgi romanlar okumaya dalmıştı.

involved
wrapt
engrossed

Tom was so engrossed in his book that he didn't hear the front door bell. - Tom kitabına o kadar dalmıştı ki ön kapı zilini duymadı.

Takeo is engrossed in solving mathematical problems. - Takeo matematik problemlerini çözmeye dalmış.

wrapped
rapture
dived
faraway
immersed in
ımmersed
plunged
dal
branch

The lamp was suspended from the branch of a tree. - Lamba bir ağacın dalından askıya alındı ​​.

Patty was so short that she couldn't reach the branch. - Patty o kadar kısaydı ki dala yetişemedi.

dal
{f} dive

Tom is a dive master. - Tom bir dalış ustasıdır.

I want to dive into the river. - Nehre dalmak istiyorum.

dal
offshoot
dal
twig

Tom heard a twig crack. - Tom bir dalın çatladığını duydu.

I heard a twig crack. - Bir dal çatırtısı duydum.

dal
phylum
dal
(İnşaat) dendrite
dal
(Tıp) division
dal
(Bilgisayar) axis
dal
department
dal
outgrowth
düşünceye dalmış
lost

What did you say? I'm sorry, I was lost in thought. - Ne dedin? Özür dilerim, düşünceye dalmışım.

Tom looked a little lost. - Tom biraz düşünceye dalmış gibi görünüyordu.

dal
{f} duck

Why don't we duck back inside? - Niçin içeri dalmıyoruz?

dal
posterior
dal
section
dal
embranchment
dal
{f} dived

She dived naked into the sea. - O, denize çıplak daldı.

Bill dived into the river to save the drowning child. - Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.

dal
ramus
dal
{i} branching
dal
back

Why don't we duck back inside? - Niçin içeri dalmıyoruz?

I fell asleep before father came back home - Babam eve dönmeden önce uykuya daldım.

dal
sprigs
dal
diving

Tom didn't have the courage to try sky diving. - Tom'un gökyüzü dalışını deneyecek cesareti yoktu.

How many times a year do you go scuba diving? - Yılda kaç kez aletli dalışa gidersin?

dal
branching out
ahiret işlerine dalmış
otherworldly
dal
{i} subsection
dal
{i} bough

Mary bought Tom a copy of How to Win Friends and Influence People, by Dale Carnegie. - Mary Tom'a Dale Carnegie tarafından yazılmış Nasıl dost kazanılır ve insanları nasıl etkilersin'in bir kopyasını satın aldı.

It is about time we bought a new microwave oven. - Yeni bir mikro dalga fırın almamızın zamanı geldi de geçti.

dal
arm

The baby was sound asleep in her mother's arms. - Bebek annesinin kucağında uykuya dalmıştı.

dal
offset
dal
naked, bare, uncovered (used only in compounds)
dal
gatecrash
dal
(ince) twig
dal
branch, bough, offshoot; branch, subdivision
dal
lap

I fell asleep with my laptop on. - Laptopum açıkken uykuya daldım.

dal
ramification
derin düşüncelere dalmış
immersed in thought, deep in thought
derin uykuya dalmış
fast asleep
dini düşüncelere dalmış
contemplative
dünya işlerine dalmış kimse
worldling
düşünceye dalmış
plunged in thought
düşünceye dalmış
engrossed
düşünceye dalmış
contemplative
düşünceye dalmış
immersed in thought
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف dalmış في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

dal
alternative spelling of dahl
Dal
-dal
Dal
dal
dal
a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters
dal
(pl Dallim), "the Poor" or "the Meek", related to "'Ani" above and "Ebion" below
dal
General Data Access Library
dal
Dal is an Indian dish made from pulses such as chick peas or lentils. Variant of dahl. decaliter
dal
[From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted
dal
from dail, a field The English equivalent is 'dale'
dal
Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier
dal
of Cajanus Indicus
dal
defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions
dal
Split pulse, esp
dal
This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking
dal
Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line
dal
From the," "by the "
dal
A group of persons
dal
Dedicated Access Line
dal
1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language
التركية - التركية

تعريف dalmış في التركية التركية القاموس.

DAL
(Osmanlı Dönemi) Şaşkın
DAL
(Osmanlı Dönemi) Yaban sediri denen bir ot
DAL
(Osmanlı Dönemi) (L) Kur'ân ve imân yolundan sapan. Dalâlete giden, azan
DAL
(Hukuk) Davet eden, sebep olan
DAL
(Osmanlı Dönemi) Azdırıcı, sapkın
Dal
budak
Dal
şube
dal
Kol
dal
Boyun, ense. Çıplak, yalın
dal
Kol, bölüm
dal
çıplak
dal
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri: "Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!"- T. Buğra
dal
Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube
dal
Boyun, ense, omuz
dal
Kol. Omuz: "Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm."- Halk türküsü
dal
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
dal
Yaban sediri
dal
Arka, sırt
dal
Boyun, ense; omuz
dal
Çıplak, yalın
dal
Arka
dal
Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir
dal
Omuz, omuz başı
الإنجليزية - التركية

تعريف dalmış في الإنجليزية التركية القاموس.

DAL
(Askeri) savunulan malzeme listesi (defended asset list)
dalmış
المفضلات