تعريف committed في الإنجليزية التركية القاموس.
- söz vermiş/kendini adamış
- yapılan
- (Kanun) irtikap edilmiş
- (Kanun) taahhüt edilmiş
- (Kanun) işlenmiş
Vatanseverlik bahanesini kullanarak birçok cinayet işlenmiştir.
- Many murders have been committed in the name of patriotism.
Bu öğleden sonra buraya iki milden az mesafede işlenmiş çifte bir cinayet oldu.
- This afternoon there was a double homicide committed less than two miles away from here.
- özünü adamış
- yap
O, yasa dışı bir eylem yaptı.
- He committed an illegal act.
Savaş boyunca birçok zulüm yapıldı.
- Many atrocities were committed during the war.
- teslim et/vaat et/yap
- kendini adamış
- commit
- işlemek
Leyla cinayet işlemek için komplo kurmakla suçlanıyordu.
- Layla was charged with conspiracy to commit murder.
Dan bir cinayet işlemekle suçlandı.
- Dan was accused of committing a murder.
- committed relationship
- ciddi ilişki
- committed bytes
- (Bilgisayar) kaydedilmiş bayt
- committed file
- (Bilgisayar) yazdırılmış dosya
- committed information rate
- (Askeri) tahsisli bilgi oranı
- committed to
- kendini adamış
Tom daha iyisini yapmaya kendini adamış.
- Tom is committed to doing better.
- committed a foul
- kararlı bir faul
- committed by a mother
- annesi tarafından taahhüt
- committed costs
- (Askeri) kapasite artırım maliyetleri
- committed costs
- (Askeri) SIĞA ARTIRIM MALİYETLERİ
- committed dose
- (Nükleer Bilimler) yüklenmiş doz
- committed dose
- (Çevre) alınan radyoaktif doz
- committed effective dose
- (Çevre) alınan etkin doz
- committed effective dose
- (Nükleer Bilimler) yüklenmiş etkin doz
- committed effective dose equivalent
- (Nükleer Bilimler) yüklenen etkin eşdeğer doz,yüklenmiş etkin eşdeğer doz
- committed equivalent dose
- (Nükleer Bilimler) yüklenmiş eşdeğer doz
- committed forces and reinforcement
- (Askeri) Temas halindeki birlikler ve takviyeler
- committed memory
- Adanmış Bellek
- committed page
- Adanmış Sayfa
- committed unit
- (Askeri) MUHAREBEYE SOKULMUŞ BİRLİK: Fiilen muharebeye sokulmuş bir birlik. Ayrıca bakınız: "uncommitted unit"
- commit
- {f} vâât etmek
- commit
- emanet etmek
- commit
- {f} suç işlemek
O açlıktan öldüğü için suç işlemek zorunda kaldı.
- He had to commit crime because he was starving.
- commit
- adamak
- commit
- {f} teslim etmek
- commit
- önermek
- commit
- vadetmek
- commit
- üstlenmek
- commit
- taahhüt etmek
- commit
- (Kanun) ilzam etmek
- commit
- irtikap etmek
- commit
- görev vermek
- commit
- yapmak
Tom onu yapmak için çok kararlıdır.
- Tom is very committed to doing that.
- commit
- (Kanun) icra etmek
- commit
- tevdi etmek
- commit
- (Bilgisayar) teslim et
- commit
- söz vermek
- commit
- kalkışmak
- commit
- yap
Komite uzun bir oturum yaptı.
- The committee had a long session.
Düşman, şehirde korkunç bir katliam yaptı.
- The enemy committed a horrible manslaughter in the city.
- commit
- vaadetmek
- commit
- (özünü) sorumlu kılmak
- commit
- üstlen
Arkadaşım işlemediği bir suç için sorumluluk üstlenmeyi bitirdi.
- My friend ended up taking the rap for a crime he didn't commit.
- delivered; committed in trust
- teslim; güven taahhüt
- stand committed
- taahhüt stand
- be committed
- taahhüt altına girmek
- be committed
- bağlanmak
- commit
- (Askeri) MUHAREBEYE SOKMAK: Bir veya daha fazla hava önleme uçağını veya satıhtan-havaya füzeyi hedef bir noktaya tevcih etmek işlemi
- commit
- {f} komisyona sunmak
- commit
- (Askeri) Muharebeye sokmak
- commit
- {f} söz vererek bağlamak
- committed to
- (Hukuk) taraftar olmak
- crime committed in turkey
- (Kanun) türkiye'de işlenen suç
- deeply committed to
- derinden bağlı olmak
- offense committed by soldier
- (Kanun) askerin işlediği suç
- offense committed on aircraft
- (Kanun) uçakta işlenen suç