Dikkatsizlik çoğunlukla kazalarla sonuçlanır.
- Carelessness often results in accidents.
Katılımcılar onu dikkatsizlikle suçladı.
- The participants accused him of carelessness.
Dikkatsiz davranışının hesabını vermelisin.
- You must answer for your careless conduct.
Dikkatsiz olduğu için, o, bir sınavı asla geçemedi.
- Careless as she was, she could never pass an examination.
Yolu geçerken dikkat etmelisin.
- You must take care when you cross the road.
Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.
- You should be careful in choosing friends.
O özensiz ve dikkatsiz.
- She's sloppy and careless.
Her zaman çocuklarına özen gösterir.
- She always takes care of her children.
Özenle hazırladığım konuşmamı yaptım.
- I gave my carefully prepared speech.
O kaza onun umursamazlığının iyi bir örneğidir.
- That accident is a good example of his carelessness.
Umursamaz olmasını istemiyorum.
- I do not want him to be careless.
Onun açtığı davalar çok ilgisiz ve o savunmasız bırakıldı.
- The actions she took were too careless, and she was left defenseless.
Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.
- The hospital restricts the number of visitors who can enter the intensive care unit.
Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.
- Care has made her look ten years older.
Onu itinayla ambulansa kaldırdılar.
- They lifted him carefully into the ambulance.
Beni sorunla ilgilenmek için tuttular.
- I've been hired to take care of the problem.
İlgilenmek için kendi sorunlarım var.
- I've got my own problems to take care of.
Mektubuna cevap yazmayı unutmak benim ihmalkarlığımdı.
- It was careless of me to forget to answer your letter.
Kapıyı kitlemeyi unutmak benim ihmalkarlığımdı.
- It was careless of me to forget to lock the door.
Onun hiçbir kaygısı yok.
- He is free from care.
Tom mutlu ve kaygısızdı.
- Tom was happy and carefree.
O, babasının ölümünden sonra işle ilgilendi.
- He took care of the business after his father's death.
İyi bir işçi her zaman aletleriyle ilgilenir.
- A good workman always takes care of his tools.
Genç kız kaygısızca kahkaha attı.
- The young girl laughed carelessly.
Birisi hastayla ilgilenmeli.
- Somebody must care for the patient.
Tom gerçekten ilgilenmiş olsa bile Mary'nin geçmişiyle ilgilenmediğini söyledi.
- Tom said he didn't care about Mary's past even though he really did.
Ben dikkatsizce e-posta adresini sildim ve onun için Yeni Zelandadaki Russel'den rica etmek zorunda kaldım.
- I carelessly deleted your e-mail address and had to ask Russell in New Zealand for it.
Dikkatsizce uygulandığı zaman bilim tehlikeli olabilir.
- Science can be dangerous when applied carelessly.
Mektubuna cevap yazmayı unutmak benim ihmalkarlığımdı.
- It was careless of me to forget to answer your letter.
Ev ödevini unutman senin ihmalkarlığındı.
- It was careless of you to forget your homework.
Yaşlıları korumak için üzerimize düşeni yapmak amacıyla, bakım çalışmalarımız sırasında müşterilerimizi eğitmeye ve onlara göz kulak olmaya çalışıyoruz.
- To do our part to protect the elderly, we work to educate and watch out for our clients during our caregiving activities.
Hepimiz ulusal mirasımızı korumak için özen göstermeliyiz.
- We must all take care to preserve our national heritage.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.
- Cares and worries were pervasive in her mind.
Tom ve benim kendimize bakabilip bakamayacağımızı merak ediyorum.
- I wonder if Tom and I can take care of ourselves.
Merak etmeyin. Onunla ilgileneceğim.
- Don't worry. I'll take care of that.
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.
- Don't worry about Tom. He can take care of himself.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.
- Cares and worries were pervasive in her mind.
Onun tasasız bir hayatı vardır.
- Her life is free from care.
O iç tasarımda kariyerine devam etmektedir.
- She is pursuing her career in interior design.
This accident was caused by carelessness.
Young children can learn to care for a pet.
Would you care to dance?.
Care should be taken when holding babies.
I don't care what you think.
dental care.
in care.
Than Feraunte his cosyn had grete care and cryed full lowde .
I don't have a care in the world.
Jessica was so careless that she put her shorts on backwards.
Good-humored, easy, and careless, he presided over his whale-boat as if the most deadly encounter were but a dinner, and his crew all invited guests.