We were in Boston last month for a few days visiting Tom.
- Biz Tom'u ziyaret ederken geçen ay bir kaç gün Boston'daydık.
Tom nodded his head a few times.
- Tom bir kaç kere başını salladı.
It took me several hours to write it.
- Onu yazmak birkaç saatimi aldı.
The temperature fell several degrees.
- Sıcaklık birkaç derece düştü.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
My father bought some CDs for my birthday.
- Babam, doğum günüm için bana birkaç CD aldı.
You'll be able to drive a car in a few days.
- Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.
You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
- Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
- Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
You'll be able to drive a car in a few days.
- Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.
Tom has a couple of friends in Boston.
- Tom'un Boston'da birkaç arkadaşı var.
A couple of flights were delayed on account of the earthquake.
- Depremden dolayı birkaç uçuş ertelendi.
Tom died a number of years ago.
- Tom birkaç yıl önce öldü.
Tom and Mary have gone swimming together a number of times.
- Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.
The judge was forced to slam her gavel down multiple times in order to restore order to the court.
- Hakim mahkemeye düzeni sağlamak için birkaç sefer tokmağı aşağı vurmak zorunda kaldı.
There were multiple disclaimers at the start of the video.
- Videonun başında birkaç feragatname vardı.
Tom and Mary have gone swimming together a number of times.
- Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.
Tom died a number of years ago.
- Tom birkaç yıl önce öldü.
You're one of the few friends I have.
- Sen sahip olduğum birkaç arkadaştan birisin.
Tom was among the few who stayed and helped.
- Tom kalan ve yardım eden birkaç kişinin arasındaydı.
You must not eat anything for a few days.
- Birkaç gün bir şey yememelisin.
If you have any interesting books, lend me some.
- İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.