O gerçekten üzücüdür.
- It is truly regrettable.
Zamanın öfkenin ilacı olduğu gerçekten söylenilmektedir.
- It is truly said that time is anger's medicine.
Bu çözmek için hakikaten zor bir problem.
- It's a truly difficult problem to resolve.
Ben gerçekten, hakikaten ona inanıyorum.
- I really, truly believe that.
Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.
- A healthy curiosity is truly a fine thing.
Bu çözmek için hakikaten zor bir problem.
- It's a truly difficult problem to resolve.
Ben gerçekten, hakikaten ona inanıyorum.
- I really, truly believe that.
İçtenlikle, gerçekten ona inanıyorum.
- I sincerely, truly believe that.
İçtenlikle, gerçekten ona inanıyorum.
- I sincerely, truly believe that.
Truly, that is all I know.
You are truly silly.
... He is one of the few truly global sports stars. ...
... We're truly humbled by this worldwide enthusiasm. We do recognize that you are sharing with ...