ayrılmamak

listen to the pronunciation of ayrılmamak
التركية - الإنجليزية
(neg. form of ayrılmak ) not to stick to
hug
hold together
hang together
stick together
stand to
stick to
stick around

Tom wanted to stick around. - Tom ayrılmamak istedi.

{f} stick

Tom wanted to stick around. - Tom ayrılmamak istedi.

ayır
break into
Ayır
allocate

Allocate a room for research purposes. - Araştırma amaçları için bir oda ayırın.

ayır
{f} discriminating
ayır
{f} abstract
ayır
{f} spaced
ayır
{f} reserve

I reserved my hotel room three weeks in advance. - Otel odamı üç hafta önceden ayırttım.

I'd like to reserve a table for two. - İki kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.

ayır
discriminate

Subtle differences in tone discriminate the original from the copy. - Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.

ayır
set apart
ayır
sever from
ayır
demarcate
ayır
{f} disconnected

Dan disconnected Linda from her respirator. - Dan, Linda'yı solunum cihazından ayırdı.

ayır
{f} allocated
ayır
{f} separated

Our teacher separated us into two groups. - Öğretmen bizi iki gruba ayırdı.

The policeman separated the two men who were fighting. - Polis kavga eden iki adamı ayırdı.

ayır
{f} parted
ayır
separate into
ayır
{f} spare

Is there any room to spare in your car? - Arabanızda ayıracak yer var mı?

Because they had no time to spare, they hurried back to town. - Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.

ayır
disjoin
ayır
{f} separating

English is one language separating two nations. - İngilizce iki ulusu ayıran bir dildir.

Why is politics separating us, when we ourselves know who is good and who isn't? - Kimin iyi olduğunu ve kimin olmadığını biz kendimiz bildiğimizde politika neden bizi ayırıyor?

ayır
{f} detached
ayır
segregate
ayır
break down into
ayır
{f} earmark

They earmarked enough money for research work. - Araştırma çalışması için yeterli para ayırdılar.

ayır
{f} parting
ayır
allocate to
ayır
split into

Let's decide what needs to be decided, then let's split into two teams, OK? - Neye karar verilmesi gerektiğine karar verelim, sonra iki takıma ayıralım.

ayır
isolate
ayır
make disconnected
ayır
make disjoint
ayır
{f} resolving
ayır
{f} segregated
ayır
differentiate

We must be able to differentiate between objects and situations. - Nesneler ve durumlar arasında ayırım yapabilmeliyiz.

ayır
{f} separate

We must separate politics from religion. - Siyaseti dinden ayırmalıyız.

What separates Guangdong from Guangxi? - Guangdong'u Guangxi'den ne ayırıyor?

ayır
{f} disconnecting

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

ayır
{f} part

These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

I will love you for better for worse till death us do part. - Ölüm bizi ayırana kadar iyi ve kötü günde seni seveceğim.

ayır
detach

I didn't detach them. - Ben onları ayırmadım.

ayır
spaced at
ayır
{f} reserved

We ought to have phoned ahead and reserved a table. - Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.

The seats were reserved for the party. - Parti için sandalyeler ayırtıldı.

ayır
{f} isolated
ayır
cut into
ayır
{f} sparing

Would you mind sparing me thirty minutes of the day? - Bana günün otuz dakikasını ayırır mısın?

ayır
sever

I removed her number after severing our friendship. - Dostluğumuzu kestikten sonra onun numarasını ayırdım.

ayır
disconnect

I'm not disconnecting their printers. - Onların yazıcılarını ayırmıyorum.

Disconnect the power cable from the modem, wait for approximately one minute, then reconnect the cable. - Enerji kablosunu modemden ayır, yaklaşık bir dakika bekle, sonra kabloyu tekrar bağla.

ayır
{f} abstracted
ayır
zoning
ayır
distinguished

These machines are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu makineler, özellikle yüksek kaliteli işçilik ile ayırt edilir.

These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship. - Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

ayır
separateinto
ayır
disjoined
ayır
disengaged
ayır
unstuck
ayır
allocateto
ayır
sunder
ayır
unstick
ayır
differentiated
ayır
disarticulate
ayır
disengage
ayır
seclude
ayır
secluded
ayır
unsphere
ayır
setapart
ayır
uncouple
ayır
(Biyoloji) dissect

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

ayır
splitinto
birbirinden ayrılmamak
stick together
dizinin dibinden ayrılmamak
heel
doğrudan ayrılmamak
not to swerve from honesty
fıçı dibinden ayrılmamak
colloq . to drink habitually and heavily, be a tippler
konudan ayrılmamak
stick to the point
ayrılmamak
المفضلات