arzuyla

listen to the pronunciation of arzuyla
التركية - الإنجليزية
wistfully
hungry
arzu
wish

He wished to marry her. - Onunla evlenmeyi arzu etti.

He became a singer against his parents wishes. - Anne babasının arzusunun aksine şarkıcı oldu.

Arzu
(isim) Desire

She managed to get what she desired easily. - Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.

I could not subdue the desire to laugh. - Ben gülme arzumu bastıramadım.

arzu
{i} will

There are some things in this world that will never come true, no matter how much you wish for them. - Bu dünyada, ne kadar arzu ederseniz edin asla gerçekleşmeyecek şeyler vardır.

arzu
{i} want

What do you want to drink? - Ne içmeyi arzu edersiniz?

A man decides he wants to be king; thousands of people die shortly thereafter as a result of this desire. - Bir adam kral olmak istediğine karar verir; çok geçmeden bu arzunun sonucu olarak binlerce insan ölür.

arzu
{i} Passion
arzu
rage
arzu
urge

Tom felt an urge to kiss Mary. - Tom Mary'yi öpmek için bir arzu hissetti.

Tom felt the urge to run away. - Tom kaçma arzusu hissetti.

arzu
wish, desire, longing, craving, ambition; appetite
arzu
{i} appetite
arzu
request
arzu
intentness
arzu
affect
arzu
lust

I'm lusting after her. - Onu şehvetle arzuluyorum.

Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder. - Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.

arzu
self centered
arzu
itch
arzu
mind

Don't let desire control your mind! - Arzunun aklını kontrol etmesine izin verme!

There is no fear for one whose mind is not filled with desires. - Zihni arzularla dolu olmayanl biri için korku yoktur.

arzu
bid
arzu
crave
arzu
craving
arzu
vision
arzu
fancy
arzu
yen
arzu
dream
arzu
{i} appetency
arzu
{i} yearning
arzu
eager
arzu
{i} hunger
arzu
{i} aspiration
arzu
leaning
arzu
{i} prurience
arzu
{i} pruriency
arzu
eagerness
arzu
{i} conation
arzu
avid

He's an avid art collector. - O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.

Libraries are real treasures for avid readers. - Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.

arzu
{i} longing

She never told anyone about her secret longings. - O asla gizli arzularından kimseye bahsetmedi.

arzu
solicitude
arzu
{i} hankering
arzu
{i} appetence
arzu
maggot
arzu
appetency; appetite
arzu
thirst
arzu
hanker
التركية - التركية

تعريف arzuyla في التركية التركية القاموس.

ARZU
(Osmanlı Dönemi) f. İstek. Dilek. Meyil. Emel. Hahi
Arzu
(Osmanlı Dönemi) ALUK
arzu
İstek, dilek: "Kendi arzumla Anadolu'ya gitmek kararını verdim."- R. H. Karay
arzu
Heves: "İçimde nice zamandan kalma bir arzu var."- A. İlhan
arzu
Heves
arzu
İstek, dilek
arzuyla
المفضلات