arkada

listen to the pronunciation of arkada
التركية - الإنجليزية
behind

Don't leave me behind! - Beni arkada bırakmayın!

Unable to keep up with his friends, he fell behind at last. - Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.

back, behind
to the rear
back

Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform. - Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.

We're friends from way back. - Biz uzun süredir arkadaşız.

astern
behindhand
comate
frater

Company policy precludes fraternization between co-workers. - Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.

arka
back

There is a church at the back of my house. - Evimin arkasında bir kilise var.

I am told he has a broad back. - Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.

arka
rear

Please move to the rear of the bus. - Lütfen otobüsün arkasına doğru ilerleyin.

The speeding vehicle skidded and crashed head-on into the rear-end of a truck before the driver could say Jack Robinson. - Hız aracı Jack Robinson diyemeden önce kaydı ve bir kamyonun arkasına direkt çarptı.

arkada kalmak
to stay behind
arkada bırakma
leave behind
arkada bırakmak
to leave behind
arkada bırakmak
to pass, to overtake; to outdistance, to leave behind
arkada kalan
behindhand
arkada kalanlar
those left behind (by one who has died or departed)
arkada kalmak
1. to stay behind; to be left behind. 2. to be overshadowed, lose by comparison
arka
{s} stern
arka
{i} backing
arka
posterior
arka
friend at court
arka
{s} tail

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

Your right taillight is busted. - Sağ arka lamban patlamış.

arka
back-up
arka
contuniation
arka
buttock
arka
(Tıp) superior

Sami felt a little bit superior to his friends. - Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.

arka
back board
arka
end

Last night, we celebrated a friend's birthday with cases of Champagne, we ended up completely wasted. - Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.

Who needs friends! They'll just betray you in the end. - Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.

arka
backside
arka
behind

My cat purrs when I scratch behind his ears. - Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.

A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else. - Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

arka
aft

I spent the whole afternoon chatting with friends. - Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.

I asked after my sick friend. - Hasta arkadaşımın sağlık durumunu sordum.

arka
the reverse
arka
dorsal
arka
hind

A friend of mine can speak Hindi fluently. - Bir arkadaşım akıcı bir biçimde Hintçe konuşabilir.

The horse rose on its hind legs. - At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.

arka
upholder
arka
tailback
arka
back side
arka
rear of
arka
on the back of
arka
on back
arka
on the back
arka
{i} continuation
arka
dors
arka
{i} breech
arka
{i} supporter

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

Your father's friends aren't his only supporters. - Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.

arka
{i} backer
arka
rearward
arka
hind, back, posterior
arka
dorso
arka
a back load (of something)
arka
back part, rear, back side, reverse
arka
rearward; stern
arka
situated in the tail or rear section
arka
support

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

His girlfriend was not supportive. - Onun kız arkadaşı destekleyici değildi.

arka
back, rear; the reverse (side); continuation, sequel; support, back-up, backing; supporter, backer; backside, buttocks, behind; back; reverse; hind; posterior
arka
powerful friend, backer, supporter; pull, influence
arka
the space behind or beyond
arka
sequel, the remaining part
arka
backing; continuation; breech; supporter
arka
rump, buttocks, fanny
arka
{i} small

There's one small cat hiding behind the car. - Arabanın arkasında saklanan küçük bir kedi var.

There is a small pond in back of my house. - Evimin arkasında küçük bir gölet var.

arka
reverse
gözü arkada kalmak
to leave with something left undone or with a desire left unsatisfied
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف arkada في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

arka
sun, light; the Vedic hymn
arka
Essence, liquor, arrack
arka
'Arka' is one of the names of the deity of the sun, which is associated with the fire principle (tej) and the sense of sight (vision)
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) ŞERİK
(Osmanlı Dönemi) ÜNSÎ
arka
eğin
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Duvar içinde kerpiç ve taş arasına konulan ağaç
ARKA
(Osmanlı Dönemi) Çadıra diktikleri direk
Arka
zahr
Arka
akab
Arka
mabat
Arka
dal
Arka
peş
arka
İnsanın vücudu, bedeni
arka
Mermer işletmeciliğinde taşın yüzüne paralel olan geri taraf
arka
Arkada olan, arkada bulunan
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman
arka
Otururken sırtın dayandığıyer
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston
arka
Geri kalan bölüm, kısım
arka
Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı
arka
Art, peş
arka
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı
arka
Otururken sırtın dayandığı yer
arka
Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra. İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay
arka
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
arka
Koruyucu, kayırıcı, iltimasçı, piston: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar
arka
Geri kalan bölüm
arkâ
(Osmanlı Dönemi) half
arkada
المفضلات