an endeavour.

listen to the pronunciation of an endeavour.
الإنجليزية - التركية

تعريف an endeavour. في الإنجليزية التركية القاموس.

effort
{i} gayret

Çok az bir gayretle kitabı yazdı. - She wrote the book with very little effort.

Gayretin övgüye şayan. - Your effort deserves praise.

effort
{i} çaba

Çabalar her zaman faydalı olmaz. - Efforts do not always pay off.

Çabalarının başarıyla sonuçlanacağından eminim. - I'm sure your efforts will result in success.

effort
(Askeri) GAYRET, ÇALIŞMA, ÇABA
effort
(Askeri) çalışma

Ortak çalışmaya dayalı bir çabaydı. - It was a collaborative effort.

Gece boyu süren sağanak yağış, mahsur kalan feribottaki kazazedeleri kurtarma çalışmalarına sekte vurdu. - Heavy rain throughout the night has hampered efforts to rescue survivors from the stricken ferry.

effort
ceht
effort
teşebbüs
effort
çaba harcama

O, çaba harcamadan ağaca tırmandı. - He climbed up the tree without effort.

Amaçlarımıza ulaşmak için her zaman çaba harcamak zorundayız. - We always have to make efforts to reach our goals.

endeavour.
gayret
effort
{i} çabalama
effort
kudret
effort
effortless gayretsiz
effort
{i} girişim

Böyle zor zamanlarda girişimin hiçbir sıradan derecesi şirketi tehlikeden uzak tutmayacaktır. - In difficult times like these, no ordinary degree of effort will get our company out of danger.

effort
{i} deneme
effort
{i} gayret, çaba, efor
effort
kendini sıkma
effort
çaba göstermeyen
effort
{i} eser
الإنجليزية - الإنجليزية
effort