You'll need an Allen key to open it.
- Onu açmak için bir allen anahtara ihtiyacın olacak.
Tom caught Mary trying to steam open an envelope addressed to him.
- Tom Mary'yi ona gönderilen bir zarfı açmak için buğulama yapmaya çalışırken yakaladı.
Do you want to open up your own restaurant?
- Kendi restoranını açmak ister misin?
I want to unlock your secrets.
- Ben senin sırlarının kilidini açmak istiyorum.
Tom went to unlock the door, but found that it was already unlocked.
- Tom kapıyı açmak için gitti fakat o zaten açıktı.
I don't want to turn on the news.
- Haberleri açmak istemiyorum.
I pushed the button to turn on the radio.
- Radyoyu açmak için düğmeye bastım.
But when I tried to turn the shower faucet, this black bubbly liquid came out.
- Ama ben duş musluğunu açmak için çalıştığımda, bu siyah kabarcıklı sıvı dışarı çıktı.
Tom turned the knob and pushed the door open.
- Tom topuzu çevirdi ve açmak için kapıyı itti.
I have to unpack my suitcases.
- Bavullarımı açmak zorundayım.
I had to open my suitcase.
- Bavulumu açmak zorunda kaldım.
These flowers are just about to bloom.
- Bu çiçekler çiçek açmak üzereler.
Many people in the world are hungry.
- Dünyada birçok insan açtır.
Babies cry when they are hungry.
- Bebekler aç olduklarında ağlarlar.
I don't want to sue them.
- Onlara dava açmak istemiyorum.
I don't want to sue her.
- Ona dava açmak istemiyorum.
The cherry trees are about to blossom.
- Kiraz ağaçları çiçek açmak üzere
Where did he ever come up with the notion of opening a branch?
- O, şu ana kadar nerede yeni bir şube açma fikrini ileri sürdü?
Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout.
- Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.
My stomach is clenched with hunger.
- Midem açlıktan yapıştı.
Many of the workers died of hunger.
- İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.
I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely.
- Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.
He who uncovers the most dies the fastest.
- Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.
The file cabinet drawers are open.
- Dosya dolabı çekmeceleri açıktır.
Tom unlocked the drawer.
- Tom çekmecenin kilidini açtı.
The roses are in bloom.
- Güller çiçek açmışlar.
Tulips will bloom soon.
- Laleler yakında çiçek açacaklar.
I want to unlock your secrets.
- Ben senin sırlarının kilidini açmak istiyorum.
At the inauguration ceremony a plaque was unveiled in honor of the founder.
- Açılış töreninde kurucunun şerefine bir plaket verildi.
The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow.
- Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.
Switch on the light. I can't see anything.
- Işığı aç, bir şey göremiyorum.
May I switch on the light?
- Işığı açabilir miyim?
Tom unfolded the blanket and wrapped it around himself.
- Tom battaniyeyi açtı ve onu kendi etrafına sardı.
The man was folding and unfolding his arms.
- Adam kollarını bağlıyordu ve açıyordu.
Twitter loves open source.
- Twitter, açık kaynağı sever.
Don't sleep with the windows open.
- Pencereler açık uyuma.
I told you not to turn on the lights.
- Sana ışıkları açmamanı söyledim.
Please turn on the radio.
- Lütfen radyoyu açar mısın?
I plan to invite a lot of guests to the opening ceremony.
- Açılış törenine çok misafir davet etmeyi planlıyorum.
Please forgive me for opening your letter by mistake.
- Yanlışlıkla mektubunu açtığım için lütfen beni affet.
Tom said that he was famished.
- Tom Mary'nin çok aç olduğunu söyledi.
Tom seemed to be famished.
- Tom çok aç görünüyordu.
When he opened the door he had nothing on but the TV.
- Kapıyı açtığında TV dan başka açık bir şeyi yoktu.
I sat back in the armchair and opened the book.
- Ben, koltukta yaslandım ve kitabı açtım.
Tom hasn't unpacked yet.
- Tom henüz bavulunu açıp boşaltmadı.
I should finish unpacking.
- Paketi açmayı bitirmeliyim.
We uncovered this arcane.
- Biz bu gizemi açığa çıkardık.
He who uncovers the most dies the fastest.
- Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.
She would not disclose the secret.
- Sırrı açığa vurmazdı.
No financial details were disclosed.
- Hiçbir mali ayrıntı açıklanmadı.
These flowers are just about to bloom.
- Bu çiçekler çiçek açmak üzereler.
Fadil exposed his dark secret.
- Fadıl karanlık sırrını açıkladı.
Dan rejected Linda's idea to expose everything to the press.
- Dan, Linda'nın her şeyi basına açıklama fikrini reddetti.