ümitsizce

listen to the pronunciation of ümitsizce
التركية - الإنجليزية
hopelessly
hopelessly, despairingly
gloomy
forlornly
desperately
darkly
ümit
expectation
Ümit
(isim) Hope

Mary hopes to rest a lot during her vacation. - Mary, tatili sırasında dinlenmeyi çok ümit ediyor.

There is little, if any, hope that Tom will win the election. - Eğer varsa, Tom'un seçimi kazanmasına dair küçük bir ümit var.

ümitsizce savaşmak
fight a losing battle against
ümit
trust
ümit
breathing
ümit
sight
ümit
line
ümit
expectancy
ümit
{i} prospect
ümit
esperance
ümit
{i} lookout
ümit
expectance
ümit
hope; expectation
التركية - التركية

تعريف ümitsizce في التركية التركية القاموس.

Ümit
(Osmanlı Dönemi) BEYÛS
ümit
Afrika'nın en güney ucundaki burun
ümit
Umma, beklenti, umut: "Büyük bir ümit, sevinç ve heyecan içinde şu mektubu yazdım."- A. Gündüz
ümit
Umma, beklenti, umut
ümit
(Osmanlı Dönemi) recâ
ümit
(Osmanlı Dönemi) ricâ
ümitsizce
المفضلات