über?

listen to the pronunciation of über?
ألمانية - التركية
hakkımda
üzerinde (asılı)
ilgile
her yerine
hakk
yerinden
ermiş
üstünden

Uçağımız bulutların üstünden uçtu. - Unser Flugzeug flog über den Wolken.

hakkında

O, yaşı hakkında yalan söylüyor. - Sie lügt über ihr Alter.

O Çin hakkında bir kitap yazdı. - Er hat ein Buch über China geschrieben.

devral
karşıya
sona ermiş
erdi
aşan
her yerinden
(Gramer) den, -dan) fazla; …sonra; …süresince (ZEİTVERHäLTNİS); …vasıtasıyla; (-den, -dan) fazla; …hakkında (MODALVERHäLTNİS); …vasıtasıyla;…hakkında (KAUSALVERHäLTNİS); üzerinde, üzerine (RAUMVERHäLTNİS) Dativ oder akkusativ
{'ü: bır} üstünde. üzerinde,; üstüne, üzerine; hakkında, ilişkin; -den çok
(Gramer) (zaman edati) (-den, -dan) fazla; …sonra; …süresince
(Gramer) (yer edati) üzerinde, üzerine
(Gramer) (durum edati) …vasıtasıyla; (-den, -dan) fazla; …hakkında
(Gramer) (sebep edati) …vasıtasıyla;…hakkında
üstünde, üzerinde; üstüne, üzerine; hakkında, ilişkin; -den çok; üzerinden, yoluyla; -den dolayı
hususunda
üzerine

O Çin üzerine bir kitap yazdı. - Er hat ein Buch über China geschrieben.

Bizim grubun lideri diğer liderlerle birlikte oturdu ve problem üzerine konuştu. - Der Leiter unserer Gruppe setzte sich mit den anderen Leitern zusammen und sprach über das Problem.

الإنجليزية - التركية
ألمانية - الإنجليزية
about?
upwards of
over
at
on
by way of
for over

Bob has been engaged to Mary for over a year. - Robert war seit über einem Jahr mit Marie verlobt.

I've been waiting for you for over an hour. - Ich warte schon über eine Stunde auf dich.

over-
super-
sur
hyper