önde gelen

listen to the pronunciation of önde gelen
التركية - الإنجليزية
foremost

Subrahmanyan Chandrasekhar was one of the foremost astrophysicists of the twentieth century. - Subrahmanyan Chandrasekhar yirminci yüzyılın önde gelen astrofizikçilerinden biriydi.

Mary is the country's foremost expert on the conflict in Syria. - Mary ülkenin Suriye'deki çatışma konusundaki en önde gelen uzmanıdır.

prominent

Fadil was a prominent doctor in the area. - Fadıl bölgede önde gelen bir doktordu.

This author is a prominent critic of the role of the United States as a superpower. - Bu yazar ABD'nin bir süper güç olarak rolünün önde gelen bir muhalifidir.

central
capital
leading

China is the world's leading producer of rice. - Çin dünyanın önde gelen pirinç üreticisidir.

Dr. Jackson is one of the leading cardiologists in Boston. - Doktor Jackson Boston'da önde gelen kardiyologlardan biri.

first

In 776 B.C., the first Olympic Games were held at the foot of Mount Olympus to honor the Greeks' chief god, Zeus. - Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.

arch
chief

In 776 B.C., the first Olympic Games were held at the foot of Mount Olympus to honor the Greeks' chief god, Zeus. - Yunanların önde gelen tanrısı Zeus'u şereflendirmek için İsa'dan Önce 776'da ilk Olimpiyat oyunları Olimpos Dağının eteğinde düzenlendi.

underlying
(Gıda) primer
outstanding
front
leading of
önde gelen
المفضلات