The whole thing is contradictory.
- Her şey çelişkilidir.
My fluency is sufficient for many situations, but not for expressing my — often contradictory — emotions.
- Benim akıcılığım birçok durum için yeterlidir, fakat genellikle çelişkili durumlarımı ifade etmek için değil.
Tom had conflicting feelings.
- Tom'un çelişkili duyguları vardı.
We have conflicting opinions on the matter.
- Konuyla ilgili çelişkili görüşlerimiz var.
I don't see it as a contradiction.
- Ben onu bir çelişki olarak görmüyorum.
Is there a contradiction there?
- Orada bir çelişki var mı?
I have conflicting feelings about my childhood.
- Benim çocukluğum hakkında çelişkili duygularım var.
Tom had conflicting feelings.
- Tom'un çelişkili duyguları vardı.