çelişki

listen to the pronunciation of çelişki
التركية - الإنجليزية
(Hukuk) discrepancy
contradiction

Our diplomacy and our military strategy were clearly in contradiction. - Diplomatik ve askeri stratejimiz açıkça çelişki içindeydi.

I don't see it as a contradiction. - Ben onu bir çelişki olarak görmüyorum.

paradox
cleavage
variable
contrast
contradiction, discrepancy
antinomy
(a) contradiction
contradictoriness
excursion
{i} conflict

We have conflicting opinions on the matter. - Konuyla ilgili çelişkili görüşlerimiz var.

I have conflicting feelings about my childhood. - Benim çocukluğum hakkında çelişkili duygularım var.

iç çelişki
inner conflict
kanunlar arası çelişki
conflict of laws
التركية - التركية
Çelişme, tenakuz
Çelişme, tenakuz: "Aşk bu, adı üstünde öyle bir iş ki / Yarı özlem, yarı sevinç, yarı çelişki."- F. Halıcı
(Hukuk) TENAKUZ
antimoni
paradoks
الإنجليزية - التركية

تعريف çelişki في الإنجليزية التركية القاموس.

iç çelişki
internal conflict
çelişki
المفضلات