çalılık

listen to the pronunciation of çalılık
التركية - الإنجليزية
thicket

Sami hid in a dense thicket. - Sami yoğun bir çalılık içinde saklandı.

shrubbery
heath
brushwood
thicket; maquis; scrub
bushes

We walked through thick bushes. - Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük.

Tom didn't notice Mary hiding in the bushes. - Tom Mary'nin çalılıklarda saklandığını fark etmedi.

coppice
spinney
scrub
scrubby
copse
braky
brake
thicket, shrubbery, brushwood, scrub, copse, coppice, heath
undergrowth
moor
brush
bushy
underbrush
underwood
bushwood
dogwood
shaw
boscage
bush

A bird in the hand is worth two in the bush. - Eldeki serçe çalılıktaki keklikten iyidir.

Tom didn't notice Mary hiding in the bushes. - Tom Mary'nin çalılıklarda saklandığını fark etmedi.

bosk
covert
shrubby
çalılık arazi
bush
çalılık arazi
moor
çalılık arazide oturan kimse
Bushman
ağaç altındaki çalılık
underbrush
bodur çalılık
scrub
sık çalılık
brushwood
ağaç altındaki çalılık
undergrowth
gür çalılık
(Tabiat Doğa) de: Buschland von immergrünen Zwergeichen chaparral
التركية - التركية
Çalısı çok olan yer: "Bağ tarafında, çalılıkların arkasına gizlenmiştim."- A. Ş. Hisar
Çalısı çokça olan yer
funda
çalılık
المفضلات