tartışma

listen to the pronunciation of tartışma
Türkçe - İngilizce
discussion

The discussions were long and sometimes bitter. - Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.

After a heated discussion, a compromise was adopted. Smokers will be allowed to smoke in the smoking corner. - Hararetli bir tartışmadan sonra,uzlaşma sağlandı.Sigara içme köşesinde sigara içenlerin sigara içmesine izin verilecek.

debate

She pretended to be asleep during the debate. - O, tartışmada uyuyor gibi yaptı.

It wasn't much of a debate. - Büyük bir tartışma değildi.

(Hukuk) dispute

The dispute was finally settled. - Tartışma sonunda halledildi.

That dispute has been settled once and for all. - O tartışma bir zamanlar karara bağlandı ve herkes için.

argument

Their argument eventually ended in a draw. - Onların tartışması sonunda berabere bitti.

I will marshal a fair amount of scientific data to support my argument. - Benim tartışmayı destekleyecek adil bir miktar bilimsel veriyi sıralayacağım

quarrel

I know better than to quarrel with her about trifles. - Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.

What was the cause of your quarrel? - Sizin tartışmanızın nedeni neydi?

controversy

The government wanted to avoid controversy. - Hükümet tartışmadan kaçınmak istedi.

Suddenly, Mary found herself in the middle of a controversy. - Aniden, Mary kendini bir tartışmanın ortasında buldu.

jangle
moot
hassle
debate; discussion; argument, dispute
disputation
discussion, argument, dispute, tiff, debate, contention, controversy
rap
parley
row
bickering
cross talk
altercation

An 18-year-old male is in hospital after an altercation at a party last night. - 18 yaşındaki bir erkek, dün geceki bir partideki tartışmadan sonra hastanededir.

An altercation broke out between Dan and Linda. - Dan ve Linda arasında bir tartışma patlak verdi.

argumentation
disagreement
breeze
brawl
contestation
contest

Conchita Wurst's selection for the Eurovision Song Contest 2014 sparked controversy in Austria. - 2014 Eurovision Şarkı Yarışması için Conchita Wurst'un seçilmesi Avusturya'da tartışmalara yol açtı.

contention
broil
bust up
deliberation

Perry became used to the loud deliberations. - Perry yüksek sesle tartışmalara alıştı.

{i} sparring
deliberate
conference
disputing
tiff
argue

Some people hate to argue. - Bazı insanlar tartışmaktan nefret ederler.

Don't argue when you are angry and don't eat when you are full. - Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.

{i} quarrelling

Quarrelling spoiled our unity. - Tartışma birliğimizi bozdu.

dustup
polemic
setto
teach-in
rencounter
teach in
{i} spar

Conchita Wurst's selection for the Eurovision Song Contest 2014 sparked controversy in Austria. - 2014 Eurovision Şarkı Yarışması için Conchita Wurst'un seçilmesi Avusturya'da tartışmalara yol açtı.

My comment sparked off an argument in the group. - Benim yorumum grupta bir tartışmayı ateşledi.

wordy warfare
{i} wrangle
bicker
fray
shooting match
tartışma götürmez
unquestionable
tartışma götürmez
beyond dispute
tartışma götürmez
unassailable
tartışma kabul etmez
beyond cavil
tartışma konusu
bone
tartışma konusu
point at issue
tartışma konusu
moot point
tartışma konusu
contention
tartışma konusu dava
moot case
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse
devil's advocate
tartışma ortamı
platform
tartışma yanlısı kimse
controversialist
tartışma çıkarmak
hassle
itiraz etme, tartışma
dispute
tartışmalar
arguments

Marital arguments should always be constructive to a marriage. - Evlilik tartışmaları, bir evlilik için daima yapıcı olmalıdır.

Tom usually wins arguments. - Tom genellikle tartışmaları kazanır.

tartışmalar
disputations
tartışmalar
discussions

This political problem gave rise to hot discussions. - Bu politik problem sıcak tartışmalara neden oldu.

The discussions were long and sometimes bitter. - Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.

açıkça tartışma
ventilation
bağırarak tartışma
brawling
benimle tartışma
but me no buts
edebi tartışma
literary argument
geniş bir alanda yapılan tartışma
(Hukuk) a wide-range debate
gürültülü tartışma
rumpus
hararetli tartışma
battle royal
karşı tartışma
con
sonuca ulaşmayan tartışma
corker
sorunu kökünden çözen tartışma
clincher
şiddetli tartışma
ironclad argument
Türkçe - Türkçe
Ağız kavgası, münakaşa
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma: "Karşısındakilerin tartışmaları çabuk bıraktıklarına da dikkat etmedi."- T. Buğra
Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma
Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma: "Bir yazarın eserini anlamak için onun kişiliği üzerine bilgi edinmek gerekir mi sorunu öteden beri edebiyatçılar arasında geniş tartışmalara yol açmıştır."- A. Ş. Hisar
Ağız kavgası, münakaşa: "Belki de komşulardan çekindiğinden tartışmayı kesmek gereğini duyuyor."- H. Taner
münakaşa
toplu tartışma
Forum
İngilizce - Türkçe

tartışma teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

tartışma konusu olan dava
(Kanun) moot case
tartışma