manipulation, cultivation, handiwork, travel, movement, conditioning, engraving, treatment, fancywork, handling, commission, dressing, needlework, working, running, processing yard, crop, service, (suç) perpetration, working, running; processing; committing, commitment; treatment; embroidery, handwork, needlework, processing, work, handling , processing, processing, working (something) up, dupe, commitment, operation, embroidery, handwork, processing (of film), process, performance, embroider, commit, handle, treat, farm, forge, operate, function, engrave, penetrate, go, perpetrate, cultivate, brand, ply, tame, strike, mill, unhair, trace, manipulate to, dress, tick, refine, stamp, sink, grave, hammer, ferry, discourse, indwell, instil, run, sink into, pierce, perform, instill, slang to commit theft; to steal, (for a vehicle, ship) to ply, make regular trips, (for a road) to carry traffic, (for a business) to be doing a good business, be doing well, to function, operate, perform, do work, to cultivate, work (land), to treat, discuss (a subject), slang to investigate, look into, (for a boil, sore, or wound) to fester, (for a law) to be effective, be enforced, to penetrate; to soak into, to do fine work on, embroider, (suç) perpetrate, (beynine) print, (toprak) tame, till, to process, treat, work up, manipulate, to operate, to work, to run, to function; to process, to treat; to embroider; to commit, to perpetrate; to penetrate; to influence; to embroider; (toprak) to cultivate; (konu) to treat, to deal with; to teach (a subject); (taşıt) to run, to ply; (çıban) t, slang to pull the wool over someone's eyes (as a joke). İşleyen demir pas tutmaz/paslanmaz/ışıldar. (Atasözü) An active, industrious person is a healthy, productive person,
(for a business) to be doing a good business, be doing well
ts
73
işlemek
to function, operate, perform, do work
ts
74
işlemek
to cultivate, work (land)
ts
75
işlemek
to treat, discuss (a subject)
ts
76
işlemek
slang to investigate, look into
ts
77
işlemek
(for a boil, sore, or wound) to fester
ts
78
işlemek
(for a law) to be effective, be enforced
ts
79
işlemek
to penetrate; to soak into
ts
80
işlemek
to do fine work on, embroider
ts
81
işlemek
(suç) perpetrate
ts
82
işlemek
(beynine) print
ts
83
işlemek
(toprak) tame
ts
84
işlemek
till
ts
85
işlemek
to process, treat, work up
ts
86
işlemek
manipulate
ts
87
işlemek
to operate, to work, to run, to function; to process, to treat; to embroider; to commit, to perpetrate; to penetrate; to influence; to embroider; (toprak) to cultivate; (konu) to treat, to deal with; to teach (a subject); (taşıt) to run, to ply; (çıban) t
ts
88
işlemek
slang to pull the wool over someone's eyes (as a joke). İşleyen demir pas tutmaz/paslanmaz/ışıldar. (Atasözü) An active, industrious person is a healthy, productive person
İnce ve süslü işlenmiş, İşlemek işi. İnce ve süslü el işi, nakış:"Her dokuma parça renkli işleme ve oyalarla bezenmişti."- F. R. Atay, İnce ve süslü el işi, nakış, Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme, brode, Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için, gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi, İşlemek işi, Hukuki tağyir. Bir kimsenin malik olmadığı bir şeyi işlemesi veya değiştirmesi, Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek, İyi çalışmak, müşterisi bol olmak, İşlek, etkin durumda olmak, Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak, Hesapları veya kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak, İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek, Gidip gelmek, Kapanmak, Olgunlaşma yolunda olmak, Hesapları veya kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak:"Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."- E. Bener, Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek, Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak:"İşleyen demir ışıldar."- Atasözü, Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak:"Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar, şüphesiz, sanatının âşığıydı."- M. Ş. Esendal. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek:"O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti."- Y. K. Karaosmanoğlu. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak, Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek:"Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti."- R. N. Güntekin. İşlek, etkin durumda olmak:"Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi."- S. F. Abasıyanık. Çıban, olgunlaşma yolunda olmak, Yara, kapanmak, Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek, Yapmak, nakışlamak, Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek, Gidip gelmek:"Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan, ne insan geçerdi."- S. M. Alus,
89
İnce ve süslü işlenmiş
ts
90
İşlemek işi. İnce ve süslü el işi, nakış:"Her dokuma parça renkli işleme ve oyalarla bezenmişti."- F. R. Atay
ts
91
İnce ve süslü el işi, nakış
ts
92
Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme
ts
93
brode
ts
94
Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için, gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi
ts
95
İşlemek işi
ts
96
Hukuki tağyir. Bir kimsenin malik olmadığı bir şeyi işlemesi veya değiştirmesi Hukuk
ts
97
işlemek
Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek
ts
98
işlemek
İyi çalışmak, müşterisi bol olmak
ts
99
işlemek
İşlek, etkin durumda olmak
ts
100
işlemek
Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak
ts
101
işlemek
Hesapları veya kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak
ts
102
işlemek
İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek
ts
103
işlemek
Gidip gelmek
ts
104
işlemek
Kapanmak
ts
105
işlemek
Olgunlaşma yolunda olmak
ts
106
işlemek
Hesapları veya kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak:"Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."- E. Bener
ts
107
işlemek
Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek
ts
108
işlemek
Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak:"İşleyen demir ışıldar."- Atasözü
ts
109
işlemek
Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak:"Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar, şüphesiz, sanatının âşığıydı."- M. Ş. Esendal. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek:"O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti."- Y. K. Karaosmanoğlu. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak
ts
110
işlemek
Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek:"Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti."- R. N. Güntekin. İşlek, etkin durumda olmak:"Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi."- S. F. Abasıyanık. Çıban, olgunlaşma yolunda olmak
ts
111
işlemek
Yara, kapanmak
ts
112
işlemek
Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek
ts
113
işlemek
Yapmak, nakışlamak
ts
114
işlemek
Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek
ts
115
işlemek
Gidip gelmek:"Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan, ne insan geçerdi."- S. M. Alus
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada işleme kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. işleme kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan işleme kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.