gün

listen to the pronunciation of gün
Turkish - English

Definition of gün in Turkish English dictionary

<span class="word-self">günspan>
day

We must sleep at least seven hours a day. - Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.

Good day, how are you? - İyi günler, nasılsın?

<span class="word-self">günspan>
day, days, time, times, period
günler
days

This is the house where I lived in my early days. - Burası benim ilk günlerimi yaşadığım evdir.

In those days, I used to get up at six every morning. - O günlerde her sabah altıda kalkardım.

<span class="word-self">günspan>
happy days, better times, days of happiness
<span class="word-self">günspan>
sunlight

Paintings should not be exposed to direct sunlight. - Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.

Don't expose this chemical to direct sunlight. - Kimyasal maddeyi doğrudan güneş ışığına maruz bırakma.

<span class="word-self">günspan>
present

Tom never fails to send a birthday present to his father. - Tom babasına doğum günü hediyesi göndermekten geri kalmaz.

I would like to give him a present for his birthday. - Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum.

<span class="word-self">günspan>
today

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

Today is a sunny day. - Bugün güneşli bir gün.

<span class="word-self">günspan>
(Bilgisayar) on
<span class="word-self">günspan>
sunshine

The sunshine improved his color. - Güneş rengini artırdı.

This room doesn't get much sunshine. - Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.

<span class="word-self">günspan>
time

How many times does the bus run each day? - Otobüs her gün kaç kez çalışır?

These medicines should be taken three times a day. - Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.

günler
times

We did have some good times. - Güzel günlerimiz oldu.

Let's remember the good times. - İyi günleri hatırlayalım.

<span class="word-self">günspan>
special day, feast day
<span class="word-self">günspan>
date (a given point of time)
<span class="word-self">günspan>
day, time
<span class="word-self">günspan>
(Latin) dies

Sami will maintain his innocence until the day he dies. - Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.

<span class="word-self">günspan>
a woman's at-home day
<span class="word-self">günspan>
the day
<span class="word-self">günspan>
on the day
<span class="word-self">günspan>
day a
<span class="word-self">günspan>
by the day
<span class="word-self">günspan>
daytime, day
<span class="word-self">günspan>
day; sun; sunlight, sunshine; daytime; today, present; time; age, period; good times; date; at-home day
<span class="word-self">günspan>
daylight, sunlight
<span class="word-self">günspan>
(Hukuk) date

Date of last revision of this page: 2010-11-03 - Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03

Your opinion seems to be out of date. - Sizin fikirleriniz güncelliğini yitirmiş gibi görünüyor

<span class="word-self">günspan>
sun

Every day they killed a llama to make the Sun God happy. - Onlar Güneş Tanrısı'nı mutlu etmek için her gün bir lama öldürdü.

In most countries, with the exception of the Arab countries and Israel, Saturday and Sunday are defined as the weekend. - Birçok ülkede, Arap ülkeleri ve İsrail hariç genellikle Cumartesi ve Pazar, hafta sonu günleri olarak ilan edilmiştir.

<span class="word-self">günspan>
bee

I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished. - Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.

I'm worn out, because I've been standing all day. - Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.

Turkish - Turkish

Definition of gün in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">günspan>
Zaman, sıra: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner. Çağ, devir. İyi yaşanmış zaman
<span class="word-self">günspan>
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre: "Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."- N. Cumalı. İçinde bulunulan zaman: "Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu."- R. N. Güntekin
<span class="word-self">günspan>
Güneş ışığı
<span class="word-self">günspan>
Güneş: "Gün biraz yükselince ıssı bir sıcak kırları kapladı."- M. Ş. Esendal
<span class="word-self">günspan>
Gündüz: "Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş."- H. Taner
<span class="word-self">günspan>
Tarih
<span class="word-self">Günspan>
(Hukuk) YEVM
<span class="word-self">Günspan>
ruz
Günler
(Hukuk) EYYA
Günler
(Hukuk) EYYAM
<span class="word-self">günspan>
Zaman, sıra
<span class="word-self">günspan>
Çoğunlukla ev hanımlarının ayın belirli günlerinde konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
<span class="word-self">günspan>
Güneş

Güneş çıkmış olsa bile hava soğuktu. - güneşin çıkmış olmasına rağmen, hava soğuktu.

Güneşli olsa da hava soğuktu. - Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu.

<span class="word-self">günspan>
İçinde bulunulan zaman
<span class="word-self">günspan>
İyi yaşanmış zaman
<span class="word-self">günspan>
Çağ, devir
<span class="word-self">günspan>
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
<span class="word-self">günspan>
Bayram niteliğinde özel gün
<span class="word-self">günspan>
Gündüz
gün
Favorites