sıkıcı

listen to the pronunciation of sıkıcı
Türkçe - İngilizce

sıkıcı teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

dull We can talk for hours and it never gets dull. - Biz saatlerce konuşabiliriz ve asla sıkıcı olmaz.
boring I usually never finish reading books that I find boring. - Ben genellikle sıkıcı bulduğum kitapları okumayı asla bitirmem.
{s} tedious If life is ridiculous and absurd, be glad that it is not tedious. - Eğer hayat gülünç ve saçma ise dert etmeyin çünkü bu en azından sıkıcı değil demektir.
bald
ditch-water
droning
inconvenient
grim
ditchwater
cumbersome
cheerless
colorless
nuisance
deadly
tame
unexeciting
vexatious
(Konuşma Dili) as dull as ditch water
(Mimarlık) drip
troublesome
tightener
prosaical
soul-destroying
bland
pestilent
colourless
Boring, tedious, tiresome, wearisome; irksome, bothersome
burdensome
boring, dull, deadly, dreary, tiresome, irksome, wearisome, drab, tedious, prosaic, arid, flat, colourless, colorless; tightener
constringent
cut and dried
arid
unpleasant He is an unpleasant fellow. - O sıkıcı bir adam.
tiresome Your friend is tiresome. - Arkadaşın can sıkıcı.
unexciting
soul destroying
damnable
oppressive
cold
gloomy
gaunt
dead alive
grotty
(kitap) unreadable
dusty
grave
ditch water
drab
dryasdust
dry
disconcerting
warm
{s} humdrum
{s} stuffy
{s} prose
{s} slow Compared to basketball, baseball might be considered a little slow and boring. - Basketbolla karşılaştırıldığında, beyzbolun biraz yavaş ve sıkıcı olabileceği düşünülebilir.
flat
grey
frowsty
godforsaken
mousy
prolix
sterile
staid
nondescript
dry-as-dust
mundane
saturnine
workaday
wearisome
sıkıcı tip
pill
sıkıcı tip
bore What a bore. - Ne sıkıcı.
sıkıcı şey
bore What a bore. - Ne sıkıcı.
sıkıcı bir şekilde
flatly Harun flatly refused. - Harun kesin bir şekilde reddetti.
sıkıcı iş
grind
sıkıcı konuşma
harangue
sıkıcı tip
non-person
sıkıcı şey veya kimse
nuisance
sıkıcı (kimse)
prosaist
sıkıcı adale
constrictor
sıkıcı bil dille yazmak
prose
sıkıcı bir biçimde
bovinely
sıkıcı bir biçimde
prosaically
sıkıcı bir biçimde
dustily
sıkıcı bir halde
inanimately
sıkıcı bir halde
colorlessly
sıkıcı hale getirmek
make gloomy
sıkıcı iş
chore
sıkıcı kimse
bromide
sıkıcı kimse
nudnik
sıkıcı kimse
nudnick
sıkıcı konuşma
peroration
sıkıcı konuşmak
jaw
sıkıcı lâf
humdrum
sıkıcı olarak
damnably
sıkıcı tip
nuisance
sıkıcı tip
non person
sıkıcı tip
dryasdust
sıkıcı tip
boring person Harun is the most boring person I know. - Harun tanıdığın en sıkıcı insan.
sıkıcı tip
drag What a drag! - Amma sıkıcı.
sıkıcı tip
mope
sıkıcı vaaz
preachment
sıkıcı vergi
(Ticaret) nuisance tax
sıkıcı yazar
dryasdust
sıkıcı yazı
prose
sıkıcı yer
godforsaken
sıkıcı öğütler vermek
preachify
sıkıcı şey
stodge
can sıkıcı
boring I usually never finish reading books that I find boring. - Ben genellikle sıkıcı bulduğum kitapları okumayı asla bitirmem.
can sıkıcı
annoying Some people find this kind of thing annoying. - Bazı insanlar bu tür bir şeyi can sıkıcı buluyor.
can sıkıcı
embarrassing This is a bit embarrassing. - Bu biraz can sıkıcı.
can sıkıcı
tedious If life is ridiculous and absurd, be glad that it is not tedious. - Eğer hayat gülünç ve saçma ise dert etmeyin çünkü bu en azından sıkıcı değil demektir.
monoton ve sıkıcı
rut
yorucu, üzücü, can sıkıcı
exhausting, upsetting, frustrating
ağır ve sıkıcı iş
donkey work
can sıkıcı
displeasing
can sıkıcı
unexciting
can sıkıcı
sullen
can sıkıcı
bothersome Why are women such bothersome creatures? - Kadınlar niçin böyle can sıkıcı varlıklardır.
can sıkıcı
worrisome
can sıkıcı
boring, dull, dreary, bothersome, worrisome
can sıkıcı
worrying
can sıkıcı
soulless
can sıkıcı
vexatious
can sıkıcı
painful That's got to be painful. - Bu can sıkıcı olmalı.
can sıkıcı
soul destroying
can sıkıcı
aggravating
can sıkıcı
chippy
can sıkıcı
disagreeable
can sıkıcı
provoking
can sıkıcı biçimde
annoyingly Many children are yelling annoyingly. - Birçok çocuk can sıkıcı bir şekilde bağırıyor.
can sıkıcı konuşmak
prose
can sıkıcı tip
humdrum
can sıkıcı tip
pain in the neck
can sıkıcı öğüt
jaw
ne sıkıcı şey
what a drag What a drag! - Amma sıkıcı.
ruhsuz ve sıkıcı
as dull as ditch water
uzun ve sıkıcı bölüm
longueur
uzun ve sıkıcı mektup
screed
zor ve sıkıcı işler
chores
Türkçe - Türkçe

sıkıcı teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden: "Etrafında her şey ona sıkıcı ve manasız geliyor."- H. Taner
İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden
can sıkıcı
Üzüntü yaratan, üzücü
sıkıcı