İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
abartmalı söz söylem..
adıni , soyadını söy..
adını söylemek
aklına geleni söylem..
aklından geçeni söyl..
aksini söylemek
akılına geleni söyle..
aleyhinde söylemek
alıştıra alıştıra sö..
arada söylemek
arkadan söylemek
ayağını denk almasın..
aynı teraneyi söylem..
ayrıntıları ile söyl..
ayrıntılarını söylem..
açık açık söylemek
açık seçik söylemek
açık söylemek
açıkça söylemek
ağlarken söylemek
ağzına geleni söylem..
ağzında yuvarlayarak..
ağzını açıp bir söz ..
ağzıyla söylemek
ağır söylemek
ağıt yakmak / söylem..
bağıra bağıra söylem..
bağıra bağıra şarkı ..
bağırarak söylemek
bağıra çağıra söylem..
söylemek (şarkı)
 
söylemekadd into favorites
TR    

say, tell, utter, confess, spit out, assert, call, pronounce, sing, submit, spill, deliver, enunciate, bade, speak, dictate, affirm, order, say it, aver, say to, bid, disclose, allege, break, air, apprise, pass, discourse, speak of, sound, spit, state, put, quote, publish, voice, throw out, divulge, report, hazard, impart, give voice to, drop, mouth, name, remark, address, observe, couch, show, to speak to, direct one's words to, to sing (a song); to recite (a poem), to tell (someone to do something): Akşam yemeğini hazırlamamı söyledi. She told me to fix supper. Ona söyle, oraya gitmesin. Tell her not to go there, to say, utter (something); to say (something) to (someone), tell (someone) (something): Bana Fatma'nın evde olmadığını söyledi, ama inanmadım. She told me that Fatma wasn't at home, but I didn't believe her, to say, to tell, to speak, to remark; to declare; to utter; to sing (a song); to confess; to confide, to divulge, to let on, articulate, share, spell, represent, relate, raise, recite, spiel, word, talk, declare, confide, call off, call out, fame, impart to, narrate, propound, mention, let on, inform, saying, readily, utterance, singing, relation, telling, confession, articulation, saying; singing; disclosure, speaking,

1 say     ts
2 tell  fiil     ts
3 utter  fiil     ts
4 confess  fiil     ts
5 spit out     ts
6 assert     ts
7 call     ts
8 pronounce     ts
9 sing  fiil     ts
10 submit     ts
11 spill     ts
12 deliver  fiil     ts
13 enunciate     ts
14 bade     ts
15 speak  fiil     ts
16 dictate     ts
17 affirm  fiil     ts
18 order  fiil     ts
19 say it     ts
20 aver     ts
21 say to     ts
22 bid  fiil     ts
23 disclose     ts
24 allege     ts
25 break  fiil     ts
26 air  fiil     ts
27 apprise  fiil     ts
28 pass  fiil     ts
29 discourse     ts
30 speak of     ts
31 sound  fiil     ts
32 spit  fiil     ts
33 state  fiil     ts
34 put     ts
35 quote     ts
36 publish     ts
37 voice  fiil     ts
38 throw out     ts
39 divulge     ts
40 report  fiil     ts
41 hazard  fiil     ts
42 impart  fiil     ts
43 give voice to     ts
44 drop  fiil     ts
45 mouth  fiil     ts
46 name  fiil     ts
47 remark  fiil     ts
48 address  Ticaret     ts
49 observe  fiil     ts
50 couch  fiil     ts
51 show     ts
52 to speak to, direct one's words to     ts
53 to sing (a song); to recite (a poem)     ts
54 to tell (someone to do something): Akşam yemeğini hazırlamamı söyledi. She told me to fix supper. Ona söyle, oraya gitmesin. Tell her not to go there     ts
55 to say, utter (something); to say (something) to (someone), tell (someone) (something): Bana Fatma'nın evde olmadığını söyledi, ama inanmadım. She told me that Fatma wasn't at home, but I didn't believe her     ts
56 to say, to tell, to speak, to remark; to declare; to utter; to sing (a song); to confess; to confide, to divulge, to let on     ts
57 articulate     ts
58 share     ts
59 spell     ts
60 represent     ts
61 relate     ts
62 raise     ts
63 recite     ts
64 spiel     ts
65 word     ts
66 talk     ts
67 declare     ts
68 confide     ts
69 call off     ts
70 call out     ts
71 fame     ts
72 impart to     ts
73 narrate     ts
74 propound     ts
75 mention     ts
76 let on     ts
77 inform     ts
78söyleme saying  isim     ts
79söyleme readily     ts
80söyleme utterance  isim     ts
81söyleme singing     ts
82söyleme relation     ts
83söyleme telling     ts
84söyleme confession     ts
85söyleme articulation     ts
86söyleme saying; singing; disclosure     ts
87söyleme speaking     ts
More results

NEBS, atmak, irat etmek, savurmak, çekmek, çıkarmak, telaffuz etmek, Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak, şakımak, Önceden bildirmek, tahmin etmek, Türkü, şarkı vb. okumak, Türkü, şarkı vb. okumak:"Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin, Bir şeyin yapılmasını sözle istemek:"Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay, Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak:"Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık, Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak:"Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin, Yazmak, düzmek, Haber vermek:"Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar. Önceden bildirmek, tahmin etmek:"Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay, Bir şeyin yapılmasını sözle istemek, Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak, Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak:"Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı, Haber vermek, irat, Söylemek işi,

88 NEBS     ts
89 atmak     ts
90 irat etmek     ts
91 savurmak     ts
92 çekmek     ts
93 çıkarmak     ts
94 telaffuz etmek     ts
95 Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak     ts
96 şakımak     ts
97 Önceden bildirmek, tahmin etmek     ts
98 Türkü, şarkı vb. okumak     ts
99 Türkü, şarkı vb. okumak:"Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin     ts
100 Bir şeyin yapılmasını sözle istemek:"Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay     ts
101 Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak:"Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık     ts
102 Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak:"Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin     ts
103 Yazmak, düzmek     ts
104 Haber vermek:"Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar. Önceden bildirmek, tahmin etmek:"Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay     ts
105 Bir şeyin yapılmasını sözle istemek     ts
106 Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak     ts
107 Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak     ts
108 Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak:"Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı     ts
109 Haber vermek     ts
110Söyleme irat     ts
111söyleme Söylemek işi     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada söylemek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. söylemek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan söylemek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.