say, tell, utter, confess, spit out, assert, call, pronounce, sing, submit, spill, deliver, enunciate, bade, speak, dictate, affirm, order, say it, aver, say to, bid, disclose, allege, break, air, apprise, pass, discourse, speak of, sound, spit, state, put, quote, publish, voice, throw out, divulge, report, hazard, impart, give voice to, drop, mouth, name, remark, address, observe, couch, show, to speak to, direct one's words to, to sing (a song); to recite (a poem), to tell (someone to do something): Akşam yemeğini hazırlamamı söyledi. She told me to fix supper. Ona söyle, oraya gitmesin. Tell her not to go there, to say, utter (something); to say (something) to (someone), tell (someone) (something): Bana Fatma'nın evde olmadığını söyledi, ama inanmadım. She told me that Fatma wasn't at home, but I didn't believe her, to say, to tell, to speak, to remark; to declare; to utter; to sing (a song); to confess; to confide, to divulge, to let on, articulate, share, spell, represent, relate, raise, recite, spiel, word, talk, declare, confide, call off, call out, fame, impart to, narrate, propound, mention, let on, inform, saying, readily, utterance, singing, relation, telling, confession, articulation, saying; singing; disclosure, speaking,
1
say
ts
2
tell fiil
ts
3
utter fiil
ts
4
confess fiil
ts
5
spit out
ts
6
assert
ts
7
call
ts
8
pronounce
ts
9
sing fiil
ts
10
submit
ts
11
spill
ts
12
deliver fiil
ts
13
enunciate
ts
14
bade
ts
15
speak fiil
ts
16
dictate
ts
17
affirm fiil
ts
18
order fiil
ts
19
say it
ts
20
aver
ts
21
say to
ts
22
bid fiil
ts
23
disclose
ts
24
allege
ts
25
break fiil
ts
26
air fiil
ts
27
apprise fiil
ts
28
pass fiil
ts
29
discourse
ts
30
speak of
ts
31
sound fiil
ts
32
spit fiil
ts
33
state fiil
ts
34
put
ts
35
quote
ts
36
publish
ts
37
voice fiil
ts
38
throw out
ts
39
divulge
ts
40
report fiil
ts
41
hazard fiil
ts
42
impart fiil
ts
43
give voice to
ts
44
drop fiil
ts
45
mouth fiil
ts
46
name fiil
ts
47
remark fiil
ts
48
address Ticaret
ts
49
observe fiil
ts
50
couch fiil
ts
51
show
ts
52
to speak to, direct one's words to
ts
53
to sing (a song); to recite (a poem)
ts
54
to tell (someone to do something): Akşam yemeğini hazırlamamı söyledi. She told me to fix supper. Ona söyle, oraya gitmesin. Tell her not to go there
ts
55
to say, utter (something); to say (something) to (someone), tell (someone) (something): Bana Fatma'nın evde olmadığını söyledi, ama inanmadım. She told me that Fatma wasn't at home, but I didn't believe her
ts
56
to say, to tell, to speak, to remark; to declare; to utter; to sing (a song); to confess; to confide, to divulge, to let on
NEBS, atmak, irat etmek, savurmak, çekmek, çıkarmak, telaffuz etmek, Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak, şakımak, Önceden bildirmek, tahmin etmek, Türkü, şarkı vb. okumak, Türkü, şarkı vb. okumak:"Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin, Bir şeyin yapılmasını sözle istemek:"Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay, Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak:"Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık, Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak:"Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin, Yazmak, düzmek, Haber vermek:"Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar. Önceden bildirmek, tahmin etmek:"Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay, Bir şeyin yapılmasını sözle istemek, Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak, Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak:"Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı, Haber vermek, irat, Söylemek işi,
88
NEBS
ts
89
atmak
ts
90
irat etmek
ts
91
savurmak
ts
92
çekmek
ts
93
çıkarmak
ts
94
telaffuz etmek
ts
95
Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
ts
96
şakımak
ts
97
Önceden bildirmek, tahmin etmek
ts
98
Türkü, şarkı vb. okumak
ts
99
Türkü, şarkı vb. okumak:"Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi."- R. N. Güntekin
ts
100
Bir şeyin yapılmasını sözle istemek:"Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler."- F. R. Atay
ts
101
Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak:"Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar."- S. F. Abasıyanık
ts
102
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak:"Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim."- R. N. Güntekin
ts
103
Yazmak, düzmek
ts
104
Haber vermek:"Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler."- A. Ş. Hisar. Önceden bildirmek, tahmin etmek:"Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim."- R. H. Karay
ts
105
Bir şeyin yapılmasını sözle istemek
ts
106
Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
ts
107
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak
ts
108
Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak:"Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler."- N. Cumalı
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada söylemek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. söylemek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan söylemek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.