Merhaba, siz Bay Ogawa mısınız?
- Hello, are you Mr Ogawa?
Siz burada bir öğretmen misiniz yoksa bir öğrenci misiniz?
- Are you a teacher or a student here?
Artık seni sevmiyorum.
- I don't like you anymore.
Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.
- If it hadn't been for you, he would still be alive.
Bu kitabı sana vereceğim.
- I will give you this book.
Bu kravat sana çok iyi uyuyor.
- That tie suits you very well.
Sizin hangi tür şarabınız var?
- What kind of wine do you have?
Bu otobüs sizi müzeye götürecek.
- This bus will take you to the museum.
Artık seni sevmiyorum.
- I don't like you anymore.
Artık seni sevmiyorum.
- I don't love you anymore.
Size kuralları ihlal etmek için izin verilmez.
- You are not allowed to violate the rules.
Size patatesleri haşlayacağım.
- I'll boil you the potatoes.
Kendinizle gurur duymalısınız.
- You should be proud of yourselves.
Kendinizi kontrol etmeye çalışın.
- Try to control yourselves.
As soon as they return, I will telephone you.
- Sobald sie zurück sind, rufe ich euch an.
The police will get you to find the bullets.
- Die Polizei wird euch dazu bringen, die Kugeln zu finden.