Merhaba, siz Bay Ogawa mısınız?
- Hello, are you Mr Ogawa?
Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.
- I know that you're a teacher.
Artık seni sevmiyorum.
- I don't like you anymore.
Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.
- If it hadn't been for you, he would still be alive.
Sana küçük bir şey getirdim.
- I've brought you a little something.
Bu kitabı sana vereceğim.
- I will give you this book.
Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.
- I know that you're a teacher.
Sizin hangi tür şarabınız var?
- What kind of wine do you have?
Artık seni sevmiyorum.
- I no longer love you.
Artık seni sevmiyorum.
- I don't love you anymore.
İçmek için size ne alabilirim?
- What can I get you for drinking?
Ben size yardımcı olmaktan mutlu olurum.
- I will be glad to help you.
Hepiniz kendinizden utanmalısınız.
- You should all be ashamed of yourselves.
Kendinize dikkat edin!
- Take care of yourselves!
As soon as they return, I will telephone you.
- Sobald sie zurück sind, rufe ich euch an.
I'll miss you very much if you go.
- Ich werde euch sehr vermissen, wenn ihr geht.