time, date, tense, moment, time, season: Yenidünya zamanı geldi. Loquats are now in season, hour, cycle, free time: Bugün hiç zamanım yok. I've no free time today. 7 gram. tense, mus. time, meter, rhythm, whilst, when: geldiği zaman when he came, geol. era, the right time or the time appointed (to do something): Artık bu işin zamanı geldi. It's now the right time to do this job, while, father time, day, bout, season, when, sands, to time, of time, times, time: Zaman nehir gibi akıyor. Time flows like a river. Bana zaman lazım. I need time. Fatoş'un zamanı az. Fatoş has little time to spare. ışık söndürme zamanı lights-out, age, era, epoch: zamanın âlimleri the learned men of the age, (a person's) youth or prime; the time when one was engaged in a particular activity: Benim zamanımda bu işyerinin yönetim biçimi bambaşkaydı. This office was run quite differently in my time, epoch, year, everytime, space, era, occasion, period, duration, time; age, era, epoch, period; tense; reign, age, reign, temporal, chrono-, time-scale, timecard, time card,
1
time
ts
2
date
ts
3
tense
ts
4
moment
ts
5
time, season: Yenidünya zamanı geldi. Loquats are now in season
ts
6
hour
ts
7
cycle
ts
8
free time: Bugün hiç zamanım yok. I've no free time today. 7 gram. tense
ts
9
mus. time, meter, rhythm
ts
10
whilst
ts
11
when: geldiği zaman when he came
ts
12
geol. era
ts
13
the right time or the time appointed (to do something): Artık bu işin zamanı geldi. It's now the right time to do this job
ts
14
while
ts
15
father time
ts
16
day
ts
17
bout
ts
18
season
ts
19
when
ts
20
sands
ts
21
to time
ts
22
of time
ts
23
times
ts
24
time: Zaman nehir gibi akıyor. Time flows like a river. Bana zaman lazım. I need time. Fatoş'un zamanı az. Fatoş has little time to spare. ışık söndürme zamanı lights-out
ts
25
age, era, epoch: zamanın âlimleri the learned men of the age
ts
26
(a person's) youth or prime; the time when one was engaged in a particular activity: Benim zamanımda bu işyerinin yönetim biçimi bambaşkaydı. This office was run quite differently in my time
Albizia saman, a large tropical tree in the pea family, large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle,
43
Albizia saman, a large tropical tree in the pea family
ts
44
large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle
Bir ödemeyi veya zarar ziyanı karşılama sorumluluğunu üstlenme, Bak: Zeman, devran, vakit, AFUR, eyn, dem, adar, Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, Çağ, mevsim, Bir süre ile ilgili durum ve şartlar, Belirlenmiş olan an, Velid Ebüzziya'nın 1934 çıkardığı gazete, Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit, Dönem, devir, Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler:"Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner, Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim, Bu sürenin belirli bir parçası, vakit:"Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan, Bir süre ile ilgili durum ve şartlar:"Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner, Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı, Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit:"Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin, Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü, Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri, Bu sürenin belirli bir parçası, vakit,
45
Bir ödemeyi veya zarar ziyanı karşılama sorumluluğunu üstlenme Hukuk
ts
46
Bak: Zeman
ts
47
devran
ts
48
vakit
ts
49
AFUR
ts
50
eyn
ts
51
dem
ts
52
adar
ts
53
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler
ts
54
Çağ, mevsim
ts
55
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
ts
56
Belirlenmiş olan an
ts
57
Velid Ebüzziya'nın 1934 çıkardığı gazete
ts
58
Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
ts
59
Dönem, devir
ts
60
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler:"Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi."- H. Taner
ts
61
Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim
ts
62
Bu sürenin belirli bir parçası, vakit:"Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan
ts
63
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar:"Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner
ts
64
Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı
ts
65
Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit:"Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin
ts
66
Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü
ts
67
Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada zaman kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. zaman kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan zaman kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.