dağıtmak

listen to the pronunciation of dağıtmak
Türkçe - İngilizce

dağıtmak teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

distribute Is it possible to reproduce 70 copies of your report which appeared in the November issue of The Network and distribute them to our agents? - The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?
scatter
deal Whose turn is it to deal the cards? - Kartları dağıtmak için kimin sırası?
hand out
deploy
dispense I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings. - Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.
to distribute; to deal; to dole out, give out, hand out; to dispense
deliver We'll do our best to deliver everything before next Monday. - Önümüzdeki pazartesiden önce her şeyi dağıtmak için elimizden geleni yapacağız.
dissolve
dissipate
dispel
deal out
disjoint
disband
to scatter; to disperse; to dispel; to dissipate
dispatch , distribute
to mess up, disorder, put (something) into disarray, disarray
(Hukuk) to allocate, to distribute
to dissolve (an organization)
decompose
crack-up
print. to distribute (type). Dağıtırım ha! (Konuşma Dili) I'll smash your face in!
to disintegrate; to dissolve; to break up; to disperse; to freak out, to lose one's self-control; to deal; to scatter, to disperse; to distribute; to spread; to diffuse; to dissipate; to dispel; to hand out, to give out, to dispense, to deal out; to disba
to cause (something) to break into pieces, cause (something) to disintegrate or spall off; to smash (something) to bits
issue Is it possible to reproduce 70 copies of your report which appeared in the November issue of The Network and distribute them to our agents? - The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?
diffuse
disrupt
dismantle
disject
bestrew
disperse
divert
demount
fling off
drown
dot
(saç) rough up
{f} strew
divide up among
(Dilbilim) put out
send
(deyim) fuck up
(deyim) even out
turn in
serve out
dispose of
divide among
break
freak out
dispelling
disintegrate
dispell
smash
send out
break up
defuse
dole out
diffract
clutter
break sth up
disarrange
give away
throw about
muddle up
muddle
distract
dish out
give out
dispence
pass out
kâğıt dağıtmak
deal Whose turn is it to deal the cards? - Kartları dağıtmak için kimin sırası?
dikkatini dağıtmak
distract Harun tried to distract the police so Mine could escape. - Harun Mine'nin kaçabilmesi için polisin dikkatini dağıtmaya çalıştı.
konuyu dağıtmak
digress
bedava bilet dağıtmak
paper This ticket is made ​​out of paper. - Bu bilet kâğıttan yapılmış.
adalet dağıtmak
do justice
dikkat dağıtmak
distract
dikkat dağıtmak
divert
mektup dağıtmak
deliver We'll do our best to deliver everything before next Monday. - Önümüzdeki pazartesiden önce her şeyi dağıtmak için elimizden geleni yapacağız.
adalet dağıtmak
dispense justice
adalet dağıtmak
to administer justice. A
aralarında dağıtmak
distribute among
azar azar dağıtmak
dole out
ağızını burnunu dağıtmak
to pound (one's) face, beat (someone) up
ağızını dağıtmak
(Konuşma Dili) to hit (someone) in the mouth, sock (someone) in the kisser
bedelsiz olarak dağıtmak
(Ticaret) burn stocks
beynini dağıtmak
to blow sb's brains out
bildiri dağıtmak
(Politika, Siyaset) distribute leaflets
dikkati dağıtmak
draw a red herring across the path
dikkati dağıtmak için ortaya atılan konu
red herring
dikkatini dağıtmak
to divert, to distract
efkâr dağıtmak
colloq . to cheer oneself up, lift one's spirits
efkâr dağıtmak
to drown one's sorrows
eşit olarak dağıtmak
prorate
içkiyle dağıtmak
drink away
kalabalığı dağıtmak
decongest
korkutarak dağıtmak
stampede
kâğıt dağıtmak
to deal (out) cards
kâğıt dağıtmak
to deal the cards
kırarak dağıtmak
diffract
mavi boncuk dağıtmak
to tell each of one's girl friends (or beaux) that she/he is the apple of one's eye
mirası eşit dağıtmak için mülklerin bölünmesi
hotchpot
toplanmayı dağıtmak
decongest
yanlış dağıtmak
misdeal
yeniden dağıtmak
redeliver
yeniden dağıtmak
redistribute
çenesini dağıtmak
to give (someone) a good wallop on the chin
Türkçe - Türkçe

dağıtmak teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

(Mecaz) Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek Niye dağıttın bu kadar? Önemli bir derdin var herhalde.
Toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. İletmek, ulaştırmak: "Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu."- R. H. Karay
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
İletmek, ulaştırmak
Kurulu bir düzeni bozmak
Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek
Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek
Toplu durumda bulunan kimse veya şeyleri birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak: "Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı."- Y. K. Beyatlı
Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek: "Muhacir kümeleri arasında ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi."- P. Safa
Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak
Güçlü bir vuruşla büyük bir zarara yol açmak
(Osmanlı Dönemi) ŞA'VA'
saçıştırmak
(Osmanlı Dönemi) TEMZİG
(Osmanlı Dönemi) FEŞG
(Osmanlı Dönemi) FİDA
(Osmanlı Dönemi) NEKS
(Osmanlı Dönemi) TEBTİT
dağıtmak