bilerek

listen to the pronunciation of bilerek
Türkçe - İngilizce
on purpose

Do you think he made that mistake on purpose? - Onun bu hatayı bilerek yaptığını mı düşünüyorsun?

I hurt her feelings on purpose. - Bilerek onun hislerini incittim.

purposively
savvying
witting
purposely

Tom purposely left the last page blank. - Tom bilerek son sayfayı boş bıraktı.

I purposely didn't do that. - Ben onu bilerek yapmadım.

studious
wittingly
deliberately

He deliberately exposed her to danger. - Bilerek onu tehlikeye maruz bıraktı.

She hurt me deliberately. - O bana bilerek zarar verdi.

knowing

We aren't born knowing everything. - Her şeyi bilerek doğmuyoruz.

Nobody is born knowing. - Kimse bilerek doğmaz.

designedly
scienter
intentionally

Tom intentionally left the last page blank. - Tom bilerek son sayfayı boş bıraktı.

This page has been intentionally left blank. - Bu sayfa bilerek boş bırakılmıştır.

purposely, knowingly, deliberately, on purpose
premeditatedly
knowingly

Tom nodded knowingly. - Tom bilerek başını salladı.

kenning
bilerek yapılan
wilful
bilerek adam öldürme
(Kanun) voluntary man slaughter
bilerek ana pozitif
(Sinema) composite master positive
bilerek saklanan silah
(Askeri) concealed weapon
bilerek suç işleme
(Kanun) scienter
bilerek zarar verme
intentional harm
bilerek çoğaltım negatifi
(Sinema) composite dupe negative
Türkçe - Türkçe
İsteyerek, kasten
bilgili
bilerek