aşırı

listen to the pronunciation of aşırı
Türkçe - İngilizce

aşırı teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

excessive Drinking excessive and extreme amounts of water can result in "water intoxication", a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
extreme Drinking excessive and extreme amounts of water can result in "water intoxication", a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
excessive, extreme, exorbitant, moderate; fulsome; steep, stiff, extortionate; excessively, extremely
beyond
shocking
fancy
damned
confoundedly
cruelly
every other day
over The most severe problem at present is that of over-population. - Günümüzün en ciddi problemi aşırı nüfustur.
terribly It's terribly expensive. - Aşırı derecede pahalı.
dead I feel dead tired. - Aşırı yorgun hissediyorum.
beastly
precious
excessive, extreme
excessively, extremely
over, beyond
every other: gün aşırı every other day
hyper
hell
filthily
hard
excessively I began to study English when I was twelve years of age. At that time I was interested in languages, but not excessively so. Now I can speak English, French, Spanish and Portuguese; and so it is time to learn Latin. - On iki yaşında İngilizce öğrenmeye başladım. O zaman dil öğrenmeye ilgim vardı ama öyle aşırı değildi. Şimdi İngilizce,Fransızca İspanyolca ve Portekizce konuşabiliyorum ve şimdi Latince öğrenme zamanı.
desperately
extremely Harun looks extremely nervous. - Harun, aşırı gergin görünüyor.
camp
crusted
deep
desperate He made desperate efforts to reach the shore. - O, kıyıya ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfetti.
acute
fulsome
ultra
super Harun was super impressed. - Harun aşırı etkilenmişti.
intense
exceeding
disproportionate
devilish
fond Ann is exceedingly fond of chocolate. - Ann aşırı derecede çikolataya düşkün.
heavy This bag is too heavy. - Bu çanta aşırı ağır.
like hell
hell of
extravagant
ferocious
exaggerated
exquisite
exorbitant
extortionate
{s} outrageous The store where we used to buy those started charging outrageous prices, so we had to find another store. - Onları satın aldığımız mağaza, aşırı yüksek fiyat koymaya başladı, o yüzden başka bir mağaza bulmak zorunda kaldık.
{s} violent
extremist Harun is an extremist. - Harun bir aşırı.
overdone
abnormal
radical
too much
stiff
trop
extremes
excess
too -
filthy Harun is a filthy liar. - Harun bir aşırı yalancı.
unduly
redundant
towering
unbridled
{s} fucking Today is fucking cold. - Bugün aşırı soğuk.
astronomic
awfully It's awfully expensive. - Aşırı derecede pahalı.
astronomical
in excess
aşırı derecede
heavily Harun was breathing heavily. - Harun aşırı derecede nefes alıyordu.
aşırı nüfus yoğunluğu
overcrowding
aşırı duygusal
gooey
aşırı bolluk
superabundance
aşırı ciddi
prim That president's secretary is always prim. - O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.
aşırı cömertlik
flush Harun is flush with money since he got paid today. - Harun bugün para ödendiğinden beri aşırı cömert.
aşırı derece
extremity
aşırı derecede
extremely Harun looks extremely nervous. - Harun, aşırı gergin görünüyor.
aşırı derecede
excessively I began to study English when I was twelve years of age. At that time I was interested in languages, but not excessively so. Now I can speak English, French, Spanish and Portuguese; and so it is time to learn Latin. - On iki yaşında İngilizce öğrenmeye başladım. O zaman dil öğrenmeye ilgim vardı ama öyle aşırı değildi. Şimdi İngilizce,Fransızca İspanyolca ve Portekizce konuşabiliyorum ve şimdi Latince öğrenme zamanı.
aşırı duygusal
histrionic
aşırı kuşkuculuk
paranoia
aşırı meraklı
fanatic
aşırı resmi
prim That president's secretary is always prim. - O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.
aşırı sıcak
piping hot
aşırı yük
excess load
aşırı zayıflatan
wasting
aşırı şişman
obese Harun is very obese. - Harun çok şişman.
aşırı nüfus
over-population The most severe problem at present is that of over-population. - Günümüzün en ciddi problemi aşırı nüfustur.
aşırı saygı
worship Between men and women there is no friendship possible. There is passion, enmity, worship, love, but no friendship. - Erkekler ve kadınlar arasında arkadaşlık olamaz. Tutku, düşmanlık, aşk, aşırı sevgi olabilir ama dostluk asla.
aşırı yük
abnormal load
aşırı yüklemek
overweight Sixty-nine percent of adult Americans are either overweight or obese. - Yetişkin Amerikalıların yüzde altmış dokuzu ya aşırı kilolu veya obezdir.
aşırı yüksek
exorbitant
aşırı önlem almak
crack down We have to crack down on illegal trading. - Yasa dışı ticaret üzerine sert önlemler almak zorundayız.
aşırı üretim
(Spor) overrun
aşırı büyüme
hypertrophy
aşırı yüksek
stiff
aşırı sönüm
Overdamping
aşırı sönüm
Overcritical damping
aşırı süneklik
(Bilim, İlim) Superplasticity. A state in which solid crystalline material is deformed well beyond its usual breaking point, usually over about 200% during tensile deformation
aşırı sıcak
extremely hot
aşırı tepki göstermek
overreact, show an exaggerated response to something, react too strongly
aşırı akım
overcurrent
aşırı alıngan
swift to take offense
aşırı açık porno
hard porn
aşırı basitleştirmek
oversimplify
aşırı basınç
overpressure
aşırı basınç
excess pressure, overpressure
aşırı bağlılık
apron strings
aşırı bencillik
egomania
aşırı beslemek
to supercharge
aşırı bol
overabundant
aşırı borca girmek
run into debt
aşırı boyutta
extremely Harun looks extremely nervous. - Harun, aşırı gergin görünüyor.
aşırı büyük
megalo
aşırı büyümek
hypertrophy
aşırı büyütmek
make much to do about
aşırı cesur
nothing if not courageous
aşırı cesur
overbold
aşırı ciddi
as stiff as a ramrod
aşırı ciddi kimse
sobersides
aşırı ciddilik
primness
aşırı cinsel istek
condition characterized by uncontrollable sexual desire (in men)
aşırı cinsel istek
satyriasis
aşırı delgilemek
to overpunch
aşırı derece
extreme Drinking excessive and extreme amounts of water can result in "water intoxication", a potentially fatal condition. - Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
aşırı derecede
unco
aşırı derecede
exceedingly Ann is exceedingly fond of chocolate. - Ann aşırı derecede çikolataya düşkün.
aşırı derecede
parlous
aşırı derecede
unduly
aşırı derecede
heartily
aşırı derecede
in the extreme
aşırı derecede
overly I think Harun is overly optimistic. - Sanırım Harun aşırı derecede iyimser.
aşırı derecede
intensely
aşırı değerlenmiş
top heavy
aşırı dinci
puritan
aşırı dinci kimse
hot gospeler
aşırı dinci kimse
religionist
aşırı dindarlık
Pietism
aşırı dindarlık
religiosity
aşırı doyma
oversaturation
aşırı doymuş
supersaturated
aşırı doyurmak
to supersaturate
aşırı doyurmak
supersaturate
aşırı doz
fix
aşırı dozda kullanmak
overdose Harun died from a drug overdose. - Harun aşırı dozda ilaçtan öldü.
aşırı dozda vermek
overdose Harun died from a drug overdose. - Harun aşırı dozda ilaçtan öldü.
aşırı dozdan ölmek
(Tıp) die from overdose
aşırı dozdan ölmek
(Tıp) die of overdose
aşırı drenaj
excessive drainage
aşırı duyarlılık
idiosyncrasy
aşırı duyarlılık
anaphylaxis
aşırı duyarlılık
allergy
aşırı duygusal
schmaltzy
aşırı duygusal
slushy
aşırı duygusal
syrupy
aşırı duygusal
treacly
aşırı duygusal
mushy
aşırı duygusal
soppy
aşırı duygusal
over sensitive
aşırı duygusal
impressionable
aşırı duygusal
supersensitive
aşırı duygusal
slobbery
aşırı duygusal
impressible
aşırı duygusal kimse
softy
aşırı duygusal sözler
slobber
aşırı duygusal sözler
goo
aşırı duygusal üslup
syrup
aşırı duygusal üslup
sirup
aşırı duygusal şey
treacle
aşırı duygusallık
schmaltz
aşırı duygusallık
mush
aşırı duygusallık
slush
aşırı duygusallık
sentimentality
aşırı duygusallık
sob stuff
aşırı düzenleme
(Ticaret) over regulation
aşırı düzenli
prim That president's secretary is always prim. - O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.
aşırı düşkün
as keen as mustard
aşırı eleştirici
hypercritical
aşırı erdemlilik taslama
prudery
aşırı esmerlik
melanism
aşırı eğlenceli
saturnalian
aşırı faiz
gombeen
aşırı faiz
usury
aşırı faizli
usurious
aşırı geliştirmek
over develop
aşırı gergin
overstrung
aşırı gerilim
overvoltage
aşırı gerilme
overstress
aşırı gerilmek
overstrain
aşırı germek
to overstretch
aşırı gitmek
to go beyond bounds, overshoot the mark, exceed the limit
aşırı gitmek
to go too far
aşırı gurur
hubris Pride tends to develop into hubris, which is close kin to madness. - Gurur, kibre dönme eğilimindedir; ki o da deliliğin yakın akrabasıdır.
aşırı gururlu
hubristic
aşırı gübreleme
high farming
aşırı güzellik
raw beauty
aşırı güçlü
superpower
aşırı hassas
hypersensitive
aşırı hassas
supersensitive
aşırı hassas
soulful
aşırı hassas
on edge
aşırı hassas
peckish
aşırı hassas davranmak
sentimentalize
aşırı hassaslık
touchiness
aşırı hayvan göçü
visitation
aşırı hevesli
overanxious
aşırı heyecan
tizzy
aşırı heyecanlandırmak
over excite
aşırı heyecanlandırmak
freak
aşırı heyecanlanmak
freak out
aşırı heyecanlanmış
frantic
aşırı heyecanlanmış
overwrought
aşırı hırslı
over ambitious
aşırı hız
overspeed
aşırı hız düzeni
overdrive
aşırı hız yapan sürücü
speeder
aşırı hız yapan sürücü
speedster
aşırı hız yapmak
overdrive
aşırı hız yapmak
overspeed
aşırı hız yüzünden durdurdum sizi
I stopped you for speeding
Türkçe - Türkçe

aşırı teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın
Ötede, ötesinde
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın: "Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir."- O. Rifat
Gereğinden fazla olarak, çokça
Gereğinden fazla, çok
Gereğinden fazla, çok. Ötede, ötesinde
Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit
Bir şeyin gereğinden çok olanı
koyu
şiddetli
taşkın
(Osmanlı Dönemi) AYİL
müfrit
(Osmanlı Dönemi) ifratkâr
aşırı süneklik
(Bilim, İlim) Katı kristalimsi maddenin olağan kırılma noktasının ötesinde, gerilme deformasyonunda genellikle %200 daha fazla, biçiminin bozulması, kopması hali
aşırı bellem
Belleme yetisinin olağanüstü bir durumda gelişmiş olması
aşırı besi
Olağanüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme
aşırı doyma
Belli sıcaklıktaki bir sıvı içinde, eriyebildiği kadar eriyen bir maddenin, sıcaklığın düşmesine karşın bir sınıra kadar erimiş olarak kalması durumu
aşırı duyarlık
Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki, anafilaksi
aşırı duyu
Herhangi bir duyu organıyla ve özellikle dokunma duyusuyla sağlanan her tür uyarana karşı olağan dışı bir duyarlık gösterme durumu
aşırı erime
Erime noktasından daha aşağı bir ısı derecesine düşmesine rağmen birtakım şartlar altında bir sıvının katılaşmaması durumu
aşırı taşırı
Çok aşırı, fazla miktarda
aşırı uç
Politika alanında sağ veya sol görüşlerin en ateşli ve yıkıcı kanadı
İngilizce - Türkçe

aşırı teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

deniz aşırı
Overseas
aşırı