READILY

listen to the pronunciation of READILY
İngilizce - Türkçe
kolayca

Tanınmış diplomat komiteye kolayca katıldı. - The noted diplomat readily participated in the committee.

Jack çamı kozalakları, örneğin, büyük bir ısıya maruz kalıncaya kadar tohumlarını bırakmak için kolayca açılmazlar. - The cones of the jack pine, for example, do not readily open to release their seeds until they have been subjected to great heat.

seve seve

Seve seve ricamı dinledi. - She readily listened to my request.

Tom onun yapmasını istediğimiz şeyi seve seve yapmaya söz verdi. - Tom readily promised to do what we asked him to do.

isteyerek

Tom hatalarını isteyerek kabul eder. - Tom readily admits his mistakes.

rahatlıkla
canı gönülden
söyleme
çabucak
hemen anında
güçlük çekmeden
gönülden
kolayca/isteyerek
can atarak
(Mukavele) kolaylıkla
quick
hızlı

Ağabeyim çok hızlı bir şekilde ev ödevini bitirdi. - My elder brother finished his homework very quickly.

Hızlı bir kahvaltı yaptım. - I had a quick breakfast.

quick
{s} çabuk

Birinci Dünya Savaşı, çabuk ve kolay sona ermedi. - World War One did not end quickly or easily.

Bakım onu çabuk yaşlandırdı. - Care aged him quickly.

quick
(Gıda) çabuk anlayan
quick
çevik
quick
anlayışlı
quick
çabuk parlayan
quick
süratle
quick
çabucak

Zaman çabucak geçiyor. - Time passes by quickly.

Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk. - We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly.

quick
ateşli
quick
çabuk kavrayan
quick
(Tıp) Özellikle tırnaklar altındaki hassas et
quick
{s} kıvrak

Tom kıvrak zekalı, değil mi? - Tom is quick-witted, isn't he?

O kıvrak zekalı bir adam. - He is a quick-witted man.

quick
{s} alevli (ateş)
quick
{s} çabuk, hızlı: as quick as I can elimden geldiği kadar çabuk. quick returns çabuk gelen kazanç
quick
(Tıp) canlı, diri, zinde, sıhhatli
quick
{s} madenli
quick
(sıfat) çabuk, hızla, hızlı, şipşak, seri, tez, atik, hazır, kıvrak, keskin, süratli, hassas, canlı, yaşayan, hayat dolu, alevli (ateş), sıcak (ocak), madenli
quick
{i} tırnak altındaki hassas et
quick
diri
quick
quick returns çabuk gelen kazanç
İngilizce - İngilizce
Without impediment, easily

readily achievable.

without objection or reluctance
{a} with speed, without delay, easily
{a} ready
{a} quick
without much difficulty; "these snakes can be identified readily
in a punctual manner; "he did his homework promptly"
Without delay or objection; without reluctance; willingly; cheerfully
You also use readily to say that something can be done or obtained quickly and easily. For example, if you say that something can be readily understood, you mean that people can understand it quickly and easily. The components are readily available in hardware shops = easily
with pleasure, willingly, eagerly
Without unwillingness or hesitation; Showing readiness
without much difficulty; "these snakes can be identified readily"
If you do something readily, you do it in a way which shows that you are very willing to do it. I asked her if she would allow me to interview her, and she readily agreed
In a ready manner; quickly; promptly
READILY