He had no choice but to run away.
- Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.
You had better go to bed right away, or your cold will get worse.
- Derhal yatmaya gitsen iyi olur, yoksa soğuk algınlığın daha da kötüleşir.
Why did you absent yourself from class yesterday?
- Dün niçin sınıfta yoktun?
Tails are absent in some cats.
- Bazı kedilerde kuyruklar yok.
He has not less than 100 dollars.
- Onun 100 dolardan az parası yok.
There is nothing concealed that will not be revealed.
- Açığa çıkartılmayacak hiçbir sır yoktur.
It is not necessary to say that she is an excellent pianist.
- O'nun mükemmel bir piyanist olduğunu söylemeye gerek yok.
It is not necessary that we attend the reunion.
- Toplantıya katılmamıza gerek yok.
Half a loaf is better than none.
- Yarım somun ekmek hiç yoktan iyidir.
It's none of your business.
- Onun sizinle bir ilgisi yok.
A nuclear war will bring about the destruction of mankind.
- Bir nükleer savaş, insanlığın yok olmasına neden olacak.
Between us there is no problem.
- Aramızda hiçbir problem yok.
Hiç paraları yok.
I'd been warned about just such a day, when the yoks would come with their white-boned fists and start knocking us about.