O, antlaşma yazılı olarak onaylanmalı dedi.
- He said the treaty must be approved as written.
Tahtada yazılı olan benim adımdı.
- Written on the blackboard was my name.
Onun konuşmalarının hepsi diğer insanlar tarafından yazılmaktadır.
- Her speeches are all written by other people.
Benim konuşmalarımın hepsi başkaları tarafından yazılmaktadır.
- My speeches are all written by other people.
Söz uçar, yazı kalır.
- Words fly away, the written remains.
O geldiğinde mektubu yazmıştım.
- I had written the letter when he came.
Taslak elle yazılmıştı.
- The manuscript had been written out by hand.
Kitap, İspanyolca olarak yazılmış.
- The book is written in Spanish.
I can speak Japanese fairly well, but I have no understanding whatsoever of written Japanese.
... And this is JavaScript that's not written by humans. ...
... And they're case studies that doctors have written up as ...