Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
- They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
Bacaklarım acıyor çünkü bugün çok yürüdüm.
- My legs hurt because I walked a lot today.
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to catch up with Tom.
Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.
- I really had to run for it to catch the train.
Benim ellerim ve ayaklarım şişti.
- My hands and legs are swollen.
O, tüm ayak işlerini yaptı.
- He did all the legwork.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
The old man is always accompanied by his grandson.
- Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.
Hussein, the grandson of Prophet Mohammad, was martyred in Karbala in the year 680.
- Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin 680 yılında Kerbela'da şehit edildi.
My granddaughter is listening to my wife.
- Torunum karımı dinliyor.
She searched for her granddaughter who had been taken away.
- O kaçırılan torununu aradı.
My parents really love their grandchildren.
- Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
... fully run on Google Apps. ...
... But I can do most things I need to do to run the company ...