Nasıl göründüğünü unutmayayım diye lütfen bana bir fotoğrafını ver.
- Please give me your picture lest I forget how you look.
O bizi duymasın diye sessizce konuşun.
- Speak quietly lest she should hear us.
Başkalarını rahatsız etmemek için sessizce çalışın.
- Work quietly lest you disturb others.
Geç kalmasın diye ona hatırlatmak için aradık.
- We called to remind him lest he come late.
Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.
- I took my umbrella lest it rain.
He won't go outside, lest he be eaten by those ravenous eagles.