tek tek

listen to the pronunciation of tek tek
Турецкий язык - Английский Язык
one by one

The movie was so dull that the audience left one by one. - Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.

Mary took out the eggs one by one. - Mary yumurtaları tek tek çıkardı.

particularly
singly
(Bilgisayar) draw one
individually
odd one
tek
only

The only room available is a double. - Mevcut tek oda iki kişiliktir.

The only goal of the final match was scored by Andrés Iniesta. - Final maçındaki tek gol Andrés Iniesta tarafından atıldı.

tek sayı
odd number

One, three, and five are odd numbers. - Bir, üç ve beş tek sayılardır.

One, three, five, seven and nine are odd numbers. - Bir, üç, beş, yedi ve dokuz tek sayılardır.

tek
one

Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway. - Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.

Replace the old tires with new ones. - Eski tekerlekleri yenisiyle değiştir.

tek
sole

She was my sole source of happiness. - Tek mutluluk kaynağım oldu.

For him, divorce is a good invention, with one sole disadvantage: you have to get married first. - Onun için boşanma tek dezavantajla iyi bir buluş: ilk önce evlenmek zorundasın.

tek
single

She left without saying even a single word. - Tek bir kelime bile etmeden ayrıldı.

There isn't a single cloud in the sky. - Gökyüzünde tek bir bulut yok.

tek tek ele almak
individualize
tek
unique

His technique was unique and absolutely amazing. - Onun tekniği eşsiz ve kesinlikle şaşırtıcıydı.

United States want to be the World unique superpower. - Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki tek süper güç olmak istiyor.

bir tek
only

A unicycle has only one wheel. - Tek tekerlekli bir bisikletin sadece bir tekeri vardır.

The question can only be interpreted a single way. - Sorun sadece bir tek şekilde yorumlanabilir.

tek kullanımlık
disposable

It's better to use plastic chopsticks and wash them than to use disposable chopsticks. - Plastik çubukları kullanmak ve onları yıkamak tek kullanımlık çubukları kullanmaktan daha iyidir.

Instead of using disposable chopsticks, it's better to use plastic chopsticks that you can wash. - Tek kullanımlık çubukları kullanma yerine yıkayabileceğin plastik çubukları kullanmak daha iyi.

tek
odd

After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again. - Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

Tapirs are odd-toed ungulates. - Tapirler tek toynaklıdır.

tek
single, unique; alone; only, merely; (sayı) odd; single thing
tek
alone

She is used to living alone. - Tek başına yaşıyordu.

She likes to walk alone. - O tek başına yürümeyi sever.

tek başına
alone

Hiroko sat there all alone. - Hiroko orada tek başına oturdu.

She is used to living alone. - Tek başına yaşıyordu.

tek gidiş
one way
tek oğul
son and heir
tek taş
solitaire
tek yön
one way

What is written on the road sign? - ONE WAY. - Trafik işaretinde ne yazılı? - TEK YÖN.

What is written on the road sign? - ONE WAY. - Yol işaretinde ne yazılı? - TEK YÖN.

tek yönde olan
one way
tek yönlü
unidirectional
tek yönlü
one way
tek yönlü
one-way

Be careful not to drive the wrong way on a one-way street. - Tek yönlü bir caddede ters yönde sürmemeye dikkat edin.

This is a one-way street. - Bu tek yönlü bir sokak.

tek-taraflı bildirim
(Hukuk) notification
tek-taraflı tebliğ
(Hukuk) notification
yüzükte tek taş
solitaire
tek
solitary

She leads a solitary life in a remote area of Scotland. - O, İskoçya'nın uzak bir bölgesinde tek başına bir hayat sürüyor.

avrupa tek pazarı
single european market
avrupa tek senedi
(Politika, Siyaset) single european act
tek
one and the same
tek
turkish electricity authority
tek
suit

Tom offered to carry Mary's suitcase, but she told him she wanted to carry it herself. - Tom, Mary'ye valizini taşımayı teklif etti ama Mary, valizi kendisinin taşımak istediğini söyledi.

There are no wheels on this suitcase. - Bu bavulda tekerlekler yok.

tek
flat

He flatly refused her requests for help. - Onun yardım teklifini açıkça reddetti.

He flatly turned down our request. - Teklifimizi açıkca geri çevirdi.

tek
ceramics
tek
uni-
tek
particular
tek
pure and simple
tek
isolated
tek
merely

History is merely repeating itself. - Tarih sadece kendini tekrarlıyor.

tek
the one and only

Tom's pissed off because he's not the one and only. - Tom tek olmadığından dolayı sinirli.

This is the one and only thing he can do. He can't do anything else. - Bu onun yapabileceği tek şey. Başka bir şey yapamaz.

tek
(Denizbilim) add

All you have to do is to write your name and address here. - Yapman gereken tek şey buraya adını ve adresini yazmak.

To form the plural in Esperanto, add a j to the singular. - Esperantoda çoğul oluşturmak için tekil isme j ekle.

tek
companion

Sami's only companion was his dog. - Sami'nin tek arkadaşı onun köpeğiydi.

Tom's only companion is his dog. - Tom'un tek arkadaşı onun köpeğidir.

tek
(Biyokimya) mono-
tek kelimeyle
in a word

In a word, I think he is an idiot. - Bence tek kelimeyle o bir idiot.

In a word, it's ridiculous. - Tek kelimeyle, gülünç.

tek kelimeyle
in a nutshell
tek kelimeyle
utterly
tek sıra düğmeli (ceket)
single-breasted
tek tip elbise
uniform
tek yönetici
(Askeri) single manager
tek çözüm
unique solution
teke tek
(Askeri) one-on-one
Değişmeyen tek şey değişimdir
(Atasözü) Nothing is permanent but change
Düm Tek Tek
"Düm Tek Tek" is a song by Turkish singer Hadise that was performed as the Turkish entry for the Eurovision Song Contest 2009 in Moscow, Russia
ben tek başındayım
i am alone
ben tek başındayım
i am all by myself
iki tek
Two single
tek adam
one man
tek başına
stand alone
tek bulut
The only cloud
tek eşli
Monogamous
tek fiyat politikası
One-price policy, single price policy
tek gözlü
monocular
tek satıcı
(Kanun) Exclusive seller
tek seslilik
single polyphony
tek tanrıcılık; tek tanrıya inanma
monotheistic, believing in one god
tek taş pırlanta
diamond solitaire
tek yumurta ikizi
identical twin
tek yıllık
(Botanik, Bitkibilim) Annual
tek çatı altında
under one roof
teke tek
One on one
tek entegreli tıbbi lojistik yönetimi; tek entegreli tıbbi lojistik yöneticisi
(Askeri) single integrated medical logistics management; single integrated medical logistics manager
tek noktadan bağlama; tek liman yöneticisi
(Askeri) single point mooring; single port manager
Турецкий язык - Турецкий язык
Birer birer, bir bir
tektek
şanlı Urfa'da dağ sırası