O, arkadaşlarının cinayetiyle kızdırıldı.
- He was angered by the murder of their comrades.
Tom'u kızdırmamalıydık.
- We should not have angered Tom.
Onun sözleri onu kızdırdı.
- Her words angered him.
Onun davranışı polisi kızdırdı.
- His behavior angered the policeman.