There was a castle here many years ago.
- Yıllar önce orada bir kale vardı.
He often eats breakfast there.
- O, kahvaltısını sık sık orada yer.
You can see a white tower over there.
- Orada beyaz bir kule görebilirsin.
That boy over there will be Tom's brother.
- Oradaki erkek çocuk Tom'un erkek kardeşi olmalı.
Those who dig a grave for others will fall therein.
- Başkaları için mezar kazanlar orada düşerler.
Can you see anything out there?
- Orada bir şey görebiliyor musun?
What do you think's out there?
- Orada ne olduğunu düşünüyorsun?
When I got to the office, I had tons of work waiting for me. I was running around like a chicken with its head cut off.
- Ofise vardığımda, beni bekleyen bir sürü işim vardı. Kafası kesilmiş bir tavuk gibi oradan oraya koşuşturuyordum.
I looked all around, but I could see nobody there.
- Bütün çevreye baktım ama orada kimseyi göremedim.