His daughter is eager to go with him anywhere.
- Kızı onunla her yere gitmeye hevesli.
This is John and that is his brother.
- Bu John'dur ve o da onun biraderidir.
I find her appearance attractive.
- Onun görünümünü çekici bulurum.
I don't know anything about her family.
- Onun ailesi ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum.
By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
- 2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.
The eye of a hurricane is its center.
- Bir kasırganın gözü onun merkezidir.
We compared his work with hers.
- Biz onun işini onunkilerle karşılaştırdık.
She was advised by him not to go there by herself.
- Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.