Tom seems to be preparing for tomorrow's lessons.
- Tom yarınki dersler için hazırlanıyor gibi görünüyor.
My wife and I are preparing to retire.
- Karım ve ben emekli olmak için hazırlanıyoruz.
He prepared his speech very carefully.
- Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.
I have to prepare for the test in English.
- İngilizce test için hazırlanmak zorundayım.
She is busy preparing for the trip.
- O yolculuk için hazırlanmakla meşgul.
He was in charge of preparing a magazine for publication.
- O yayınlama için bir dergi hazırlanmasında sorumlu oldu.
He has drawn up a will.
- O, bir vasiyetname hazırladı.
Tom prepared dinner by himself.
- Tom akşam yemeğini kendisi hazırladı.
She prepared the meal in a very short time.
- O, çok kısa bir sürede yemeği hazırladı.