We've walked all around the lake.
- Biz gölün etrafında yürüdük.
The world doesn't revolve around you.
- Dünya senin etrafında dönmüyor.
A high wall stands all about the garden.
- Tüm bahçenin etrafında yüksek bir duvar duruyor.
There was a high wall about the garden.
- Bahçenin etrafında yüksek bir duvar vardı.
The next morning the White Duck wandered round the pond, looking for her little ones; she called and she searched, but could find no trace of them.
- Ertesi sabah Beyaz Ördek, yavrularını arayarak göletin etrafında dolandı durdu; isimleriyle seslendi, aradı taradı ama onlara dair hiçbir ize rastlayamadı.
Tom glanced round the room.
- Tom odanın etrafında göz gezdirdi.
We sat around the fire in a circle.
- Daire şeklinde ateşin etrafına oturduk.
The moon circles the earth.
- Ay, Dünya'nın etrafında döner.
The English language surrounds us like a sea.
- İngiliz dili bir deniz gibi etrafımızı sarıyor.
I saw them surrounding him.
- Onların onun etrafını çevirdiğini gördüm.