It was an object of terror.
- Dehşet veren bir şeydi.
I felt the terror of my neighbors after the earthquake.
- Depremden sonra komşularımın dehşetini duydum.
Tom is absolutely terrified.
- Tom kesinlikle dehşete düşmüş.
Tom said I looked terrified.
- Tom dehşete düşmüş göründüğümü söyledi.
The children are terrified.
- Çocuklar dehşete kapılmış.
They're all terrified.
- Onların hepsi dehşete kapılmış.
Tom must've been horrified.
- Tom dehşete düşmüş olmalı.
Mary looked horrified.
- Mary dehşete düşmüş görünüyordu.
Tom was horrified at the sight.
- Tom görünce dehşete kapılmıştı.
Tom looked horrified.
- Tom dehşete kapılmış görünüyordu.
The massacre in Norway and the recent rebellion and the booty in England, are dreadful in consideration of the circumstances that the world drifted into.
- Norveç'te yaşanan katliam ve son günlerde İngiltere'deki ayaklanma ve yağma, dünyanın içine sürüklendiği durum itibarı ile dehşet vericidir.
I recoiled in horror.
- Ben dehşet içinde geriledim.
She threw her arms around him in horror.
- Dehşet içinde ona sarıldı.
After being frightened for many hours, her mother finally saved her.
- Saatlerce dehşete düşürüldükten sonra,sonunda annesi onu kurtardı.
The rebellion in England is frightening.
- İngiltere'deki ayaklanma dehşet verici.
He cried out in alarm.
- Dehşet içinde bağırdı.
I was appalled by her lack of good manners.
- Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.
I'm appalled. You leave me speechless.
- Ben dehşete düştüm. Beni nutku tutulmuş bırakıyorsun.
I'm appalled. You leave me speechless.
- Ben dehşete düştüm. Beni nutku tutulmuş bırakıyorsun.
I am shocked and appalled at what I have just seen.
- Az önce gördüğüm şeyden şok oldum ve dehşete düştüm.