birinden

listen to the pronunciation of birinden
Турецкий язык - Английский Язык
biri one of them
(deyim) at someone's hands
biri
somebody

Somebody has broken this dish. - Biri bu tabağı kırdı.

We heard somebody shout. - Birinin bağırdığını duyduk.

biri
one

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

One of my dreams is to learn Icelandic. - Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.

birinden ötekine geçmek
(Bilgisayar) switch to
birinden hoşlanmak
take a shine to
birinden yana
on behalf of
birinden önce ölmek
predecease
birinden ötekine geç
(Bilgisayar) switch
birinden ötekine geçmek
(Bilgisayar) switch
birinden ötekine geçmek
(Bilgisayar) switch between
birinden özür dilemek
apologize to
birinden beklemek
Waiting for someone to
birinden sitayişle bahsetmek
Speak in praise of somebody, praise
birinden bir şeyi almak
strip someone of
birinden biri
either
birinden daha şanslı olmak
(deyim) have the edge over
birinden destek almak
(deyim) have by the short hairs
birinden destek almak
(deyim) get by the short hairs
birinden emir almak
take an order
birinden fikir almak
pick one's brain
birinden gizlemek
hold out on one
birinden gizli yapmak
do something behind one's back
birinden hesap sormak
call someone to account
birinden intikam almak
avenge upon
birinden kurtulmak
shake someone off
birinden kötülük gelmek
be damaged by
birinden kötülük gelmek
get injured by
birinden nefret etmek
(deyim) hate someone's guts
birinden sipariş almak
take an order
birinden soğumak
feel strange from someone
birinden uzak durmak
stand away
birinden yana olmak
be on someone's side
birinden zarar gelmek
get injured by
birinden zarar gelmek
be damaged by
birinden önce davranmak
(deyim) get the jump on one
biri
{i} cookie

I'd like to try one of those cookies. - Bu kurabiyelerden birini denemek istiyorum.

Would it be OK if I ate one of these cookies? - Bu kurabiyelerden birini yiyebilir miyim?

biri
any

Anyone could do that. - Herhangi biri onu yapabilir.

Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me? - Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?

biri
one of

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

biri
anyone

Never have I heard anyone say a thing like that. - Herhangi birinin öyle bir şey söylediğini asla duymadım.

Is there anyone else wanting to eat? - Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?

biri
soul

There's not a living soul around here. - Buralarda yaşayan biri yok.

I don't have a soul, and neither does anyone else. - Benim bir ruhum yok ve başka birinin de yok.

biri
first

Someone has ripped out the first three pages of this book. - Biri bu kitabın ilk üç sayfasını yırtmış.

It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now? - Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?

kurtulmak (birinden)
get around
çekinmek (birinden)
refrain from
biri
someone

Don't challenge someone who has nothing to lose. - Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.

Someone told me that every cigarette you smoke takes seven minutes away from your life. - Birisi bana içtiğin her sigara ömründen yedi dakika alır dedi.

biri
in one

Tom bought a bag of apples and he ate a third of them in one day. - Tom bir çanta elma satın aldı ve bir günde bunların üçte birini yedi

Tom parked in one of the empty spaces in front of the library. - Tom kütüphanenin önündeki boş alanlardan birine parketti.

biri
of one

His face reminded me of one of my friends in my senior high school days. - Onun yüzü bana lise günlerimdeki arkadaşlarımdan birini hatırlatıyor.

Here is a sample of the work of one of our workmen. - İşte bizim işçilerden birinin işinin bir örneği.

alışveriş etmek (birinden)
trade with
biri
one of them

If two men always have the same opinion, one of them is unnecessary. - İki insan her zaman aynı görüşe sahipse, bunlardan biri gereksizdir.

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

biri
one (of them); somebody, someone
biri
one; cookie
biri
_un
her birinden iki kopya rica ediyorum
I would like two prints of each
iflas etmiş birinden alacağı olan kimse
bankrupt's creditor
izin almak (birinden)
check with
kurtulmuş olmak (birinden)
be free of
Английский Язык - Английский Язык

Определение birinden в Английский Язык Английский Язык словарь

biri
{i} (in India) bidi, cheap cigarette made from cut tobacco rolled in leaf
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение birinden в Турецкий язык Турецкий язык словарь

birinden sitayişle bahsetmek
Övmek, övgüyle bahsetmek
biri
Yüklem durumunda olan bir isim takımının belirtileni olarak kullanıldığında, belirtenin hor görüldüğünü anlatır
biri
Bilinmeyen bir kimse: "İhtimal hırsız Eşref'in hayranlarından biriydi."- O. S. Orhon
biri
Bir tanesi: "Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti."- M. Ş. Esendal
biri
Bir tanesi
biri
Bilinmeyen bir kimse
biri
Yüklem durumunda olan bir isim takımının belirtileni olarak kullanıldığında belirtenin hor görüldüğünü anlatır