Sami yardımcı olacak birkaç iş arkadaşına ihtiyaç duydu.
- Sami needed a few co-workers to assist.
Tom bir iş arkadaşını yaraladı.
- Tom injured a co-worker.
İkisi benim iş arkadaşımdır.
- Both are my colleagues.
İş arkadaşım ve kocasının ikisi de Amerikalı.
- My colleague and her husband are both American.
O bir meslektaşa güvendi.
- She trusted a co-worker.
Sami, kadın meslektaşlarıyla dalga geçti.
- Sami made fun of his female co-workers.
İspanya'da bir meslektaşımız var.
- We have a colleague in Spain.
Tom ve Mary her ikisi de benim meslektaşlarım.
- Tom and Mary are both colleagues of mine.
Tom yirmi altı yaşındayken hayat arkadaşı Mary'yle tanıştı.
- Tom met his life mate, Mary, at the age of twenty six.
Tom ve ben ruh arkadaşlarıyız.
- Tom and I are soul mates.
Onlar çalışma arkadaşlarımdır.
- They are both colleagues of mine.
Planı iş arkadaşlarıyla birlikte yaptı.
- He made the plan along with his colleagues.