Üzülmeyin, her şey düzelecek.
- Don't worry, everything will be OK.
Bunlar her yerde satılıyor.
- These are on sale everywhere.
O her birkaç günde buraya gelir.
- He comes here every few days.
Yalnızca her birey ona karşı harekete geçmeye karar verirse, AIDS durdurulabilir.
- AIDS can be stopped only if every person decides to take action against it.
Doktor günaşırı onu ziyaret eder.
- The doctor visits her every other day.
Bill günaşırı balık tutmaya gider.
- Bill goes fishing every other day.
Bütün ülkeler, tüm sınırları içindeki insan grupların ecdat yadigar eserlerini koruma ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğu var.
- All countries have a responsibility to preserve the ancestral relics of every people group within their borders, and to pass these on to the coming generations.
Her cumartesi bütün evi temizleriz.
- Every Saturday we clean the whole house.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.
- Mary had every reason to be satisfied.
Öyle yapmak için her türlü nedeni vardı.
- He had every reason for doing so.