We must hurry if we want to arrive at the station on time.
- Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.
Nancy never fails to arrive on time.
- Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.
The third thing you have to do is develop this ability to notice.
- Yapmanız gereken üçüncü şey bu yeteneği geliştireceğinizin farkına varmak
They are negotiating to reach a satisfactory compromise.
- Onlar tatmin edici bir uzlaşmaya varmak için müzakere ediyorlar.
At a speed of 17 km/sec, it would take about 75,000 years to reach Proxima Centauri, the second nearest star from Earth.
- Saniyede 17 km hızla dünyadan en yakın ikinci yıldız olan Proxima Centauri'ye varmak yaklaşık 75.000 yıl alır.
His debts amount to $2,000.
- Onun borçları 2,000 dolara varmaktadır.
His debts amount to $2,000.
- Onun borçları 2,000 dolara varmaktadır.
You'd better hurry up if you want to get home before dark.
- Hava kararmadan önce eve varmak istiyorsan, acele etsen iyi olur.
How long will it take to get there?
- Oraya varmak ne kadar sürer?
It'll be good to get home.
- Eve varmak iyi olacak.
Tom had better hurry if he wants to get home before dark.
- Tom hava kararmadan önce eve varmak istiyorsa acele etse iyi olur.
He made an effort to get to the station early.
- İstasyona erken varmak için çaba harcadı.
It took me two hours to get to Yokohama.
- Yokohama'ya varmak iki saatimi aldı.
I want to arrive at Kennedy Airport early in the afternoon.
- Öğleden sonra erken saatlerde Kennedy Havaalanına varmak istiyorum.
We must hurry if we want to arrive at the station on time.
- Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.
We have to come to some agreement.
- Bir anlaşmaya varmak zorundayız.