zenginleştirilmiş

listen to the pronunciation of zenginleştirilmiş
Турецкий язык - Английский Язык
(Nükleer Bilimler) enriched

Uranium has to be enriched before it can be used in nuclear weapons. - Uranyum, nükleer silahlarda kullanılmadan önce zenginleştirilmiş olmak zorunda.

zengin
{s} rich

She married a rich old man. - O, zengin yaşlı bir adamla evlendi.

Though he is rich, he is not happy. - O zengin olmasına rağmen mutlu değil.

zengin
wealthy

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

Tom has a desire to be wealthy. - Tom'un zengin olma arzusu var.

zengin
{s} affluent
zengin
prosperous

The doctor, who is prosperous, is not happy. - Zengin doktor mutlu değildir.

This country has never been so prosperous. - Bu ülke hiç bu kadar zengin olmamıştı.

zengin
affluence

The affluence of the United States is often contrasted with the poverty of undeveloped countries. - ABD'nin zenginliği genellikle gelişmemiş ülkelerin fakirliği ile karşılaştırılır.

zengin
superb
zengin
well-off
zengin
{s} generous

You should not play on his generous nature. - Zengin doğasında oynamamalısın.

zengin
haves
zengin
well-heeled
zengin
deep pocket
zengin
well-endowed

Mary confessed that she prefers well-endowed men. - Mary zengin erkekleri tercih ettiğini itiraf etti.

zengin
well-to-do
zengin
well off

Tom must be well off. He drives a very nice car. - Tom zengin olmalı. O çok güzel bir araba sürüyor.

zengin
richer

He is richer than anyone else in this town. - O bu şehirdeki başka herkesten daha zengindir.

He is richer than anyone else in the town. - Kasabadaki herkesten daha zengindir.

zengin
loaded
zengin
in clover
zengin
moneyed
zengin
gracious
zengin
{s} well endowed
zengin
{s} propertied
zengin
sumptuous
zengin
in the chips

The Van Horn family was in the chips. - Van Horn ailesi zengindi.

zengin
bonanza
zengin
wellheeled
zengin
welltodo
zengin
{s} fertile
zengin
rich, wealthy, well-off, well-to-do, affluent, well-heeled, opulent; rich, productive, fertile; showy; rich person
zengin
opulent
zengin
well heeled
zengin
rich in, abounding in, amply supplied with: zengin bir kitaplık a library which contains a large collection of books. zengin bir dil a language with an extensive vocabulary. zengin bir altın damarı a rich vein of gold
zengin
rich, wealthy, affluent, opulent
zengin
in the money
zengin
rich, sumptuous, costly and gorgeous
zengin
rich person

Tom is a very rich person. - Tom çok zengin birisidir.

zengin
rich, productive, fertile
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение zenginleştirilmiş в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Zengin
gönç
Zengin
(Osmanlı Dönemi) BITN
Zengin
varsıl
zengin
Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan
zengin
Verimli
zengin
Gösterişli
zengin
Parası, malı çok olan, varlıklı
zengin
Parası, malı çok olan, varlıklı: "Şık, zengin, keyfi yerinde, yazı Avrupa'da ve kışı Beyrut'ta geçiren Suriyelilerden biri idi."- F. R. Atay
zenginleştirilmiş
Избранное